tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Aralık 2017 Pazar

Nerede Kalmıştık?

Başucumda bir fotoğrafımız dururdu öyle basit bir çerçevede hatırlarsın sen de. Her gece yatarken fotoğrafa bakardım, yanımda olmadığın gecelerde. Sen gittikten sonra durmaya devam etti. Sana kızıyor, öfkeleniyor, bağırıyor, içip içip saydırıyordum ve çerçevenin arkasını çeviriyordum. Sonra yine gözüme takılıyordu çerçeve, o fotoğrafa bakıyordum, bir şefkat uyanıyordu içimde. İşte yine başucumda... Sana karşı olan duygularım gibi sürekli değişkendi çerçevenin yönü, bir kalkıyordu bir arkası dönüyordu ama hep aynı noktada. Yokluğunun günlerini bir bir sayarken hep o çerçeveye bakıp aşkımın gelgitlerini sonuna kadar yaşıyordum. Nefret ediyordum senden aşağıda, affediyordum seni yine öyle mutlu bakıyordu oradaki çift. O kadar mutlulardı ki böyle olmamalıydı dedirtiyordu bana sürekli. Sonra ağır gelmeye başladı gittiğinden haberi olmayan, habersizce gülümseyen fotoğraflarımız. Ağır geldi ben de kaldırdım, önce çekmeceye sonra bir koliye. İçinden fotoğrafı bile çıkartmadım öylece attım bir kenara. Günleri saymaktan vazgeçtiğim gibi bize bakmaktan da vazgeçtim, zaten hayalimdeki bizi hiç silemiyordum ki hafızamdan... Sonra tüketti her şey ömrünü birer birer, PukiDiki vazgeçti kendinden bile... İçimde bir şeyler öldü, senden kalan parçalarımı sakladığım her yerim haberin oldu mu? Gitmek mi zordu kalmak mı senden öğrendim, gidenlerin ardından habersizce gülümseyen fotoğraflarla kalmak çok zormuş çocuk. Sen yeni ev, yeni hayat, yeni kadınlar, yeni iş, yeni araba bana dair anılar olmadan yaşarken ben bir adım bile gidemezken aynı yerde çok acı çektim. Sonunda ben de her şeyi yeniledim de, o fotoğrafı oradan nasıl kaldırdım bir ben bilirim... Bu küçükcük bir kadının güçlenme hikayesiydi, güçlenirken her şeyini kaybetme hikayesi. Sana anlatamam üç buçuk koca yılı ama bence bu şarkı ifade eder her şeyi...

Devamı bugün…

Telefonumda notlarda buldum bu yazıyı, belki bir yolculukta yazdım, belki de kendimi etrafımdakilerden soyutladığım bir anda, hatırlamıyorum. Üç buçuk yıl dediğine göre bir yıl olmuş yazalı. Sen nişanlanmadan, evlenmeden önce belki de, sahi onu da hatırlamıyorum ne zamandı? Nasıl anlamını yitirdi ki her şey bu kadar? Bak o ilk buluştuğumuz, şarabın başımı döndürdüğü yer de kapanmış yerine açılan mekanda sevgilimle cin içtim geçen. Aslında pek yeni değil benim için ama sana göre yeni favorim. Ama itiraf edeceğim şu an 1 yıl öncesinden evde unuttuğum bir şarabı içiyorum, 2015 üretimi bir şarap için tadı bozulmamış hala diyebilirim. Hayalimde bile konuşmuyorum artık seninle, neden burada boşluğa konuşuyorum ki, ne saçma… Hep bu yazı yüzünden nerede kalmıştık, parmaklarım harflerin üzerinde dalgalanmayı özledi diye oturmuştum bilgisayarın karşısına onca zaman sonra ama bu yazıyı buldum işte, şimdi buradayım. Ama bahsettiğim şarkı ne onu da hatırlamıyorum. Onun yerine şu an çalan şarkıyı vereyim size buyrun afiyet olsun.
Bir de “Bu küçükcük bir kadının güçlenme hikayesiydi.” demişim ama bu aslında gücünü keşfetme hikayesi. Farkındalığıma içelim bu gece, bu kız çok büyüdü, artık mutsuz olduğu anlarda bile çaresiz hissetmiyor kendini… Ve öğrendi mutluluk aslında insanın kendinden memnun olmasıymış, seni seviyorum PukiDiki…
Her şey çok güzel olacak, yeni ülkeler keşfedilecek, yeni şehirler gezilecek, yeni insanlarla tanışılacak, yeni fotoğraflar çekilecek… Bazen yalnız, bazen biriyle ama müzik hep devam edecek… Hayat en güzel ahengiyle hep devam edecek… Söz yine bahar gelecek, en sevdiğin mayıs papatyalarını önüne serecek…

16 Mayıs 2017 Salı

Aşk Sana Benzedi

Kirlenmişti dünya, anlamını yitirmişti. Günleri dolduruyor hayallerimle birer birer vedalaşıyordum. Bir tek sevgim saftı onun dışında kalan her şey kirli. Saçmaydı işte yeniden mutlu olabileceğime inancımı yitirmiş küçük bir parça huzur arıyordum sadece ve her seferinde çok yanlış bir yerde olduğumu anlayıp pes ediyordum. Sayısız savaştan galip çıkmış kendime yenilmiştim, umutsuzluğa... Üzerimde dünlerin yorgunluğu vardı, bitirmeye ve yeniden başlamaya gücüm yoktu. Tükenip gidiyordum ait olmadığım, olamadığım hikayelerde. Ama harika bir maskem vardı en pembesinden, mutluymuş gibi yaptığım geç anlaşılıyordu.
Sonra sen geldin... Kalbimin yerini hatırladım önce, birinin yüzüne bakınca nedensiz heyecanlanmayı, zeminin ayaklarım altından kayma hissini...
Geldin yeniden iyi biriymişim gibi hissettim kendimi, dünyanın geri kalanını umursamadan gözlerinde kaybolmak istedim, bembeyaz ve tertemiz oldu her şey...

Geldin ya kocaman bir keşkem oldu. "En başından beri seninle olmak varmış desem de avuçlarıma taze baharın mutluluğunu yeniden saklayabileyim diye gidenlere ve hiç gelmeyenlere teşekkürlerimle..."

Not: Hiç aklıma gelmezdi bir gün gidenlere teşekkür edeceğim, bana yeniden yazdıran adam hoşgeldin...  (24.04.2017)



Çünkü sen geldin, aşk sana benzedi..

Bu Son Olsun...

Klasik yoğun ve yorgun bir Pazartesi işten çıkmışım araba kullanıyorum, üzerimde haftasonunu sevgilimle gizli geçirdiğim İstanbul kaçamağının yorgunluğu, ışık kırmızı yaklaşırken, daha durmamışken dürttü şeytan, dayanamadım baktım. Neredeyse 4 kocaman yıl önce beni b.k gibi ortada bırakan, hayatımın aşkı dediğim adam, her şeyden çok sevdiğim dediğim adam orada bir fotoğraf karesinde başka bir kadınla duruyordu. Benim sevdiğimdin ya, senin gibi kimse sevemez beni diyordun, bir kez bile çiçek almamıştın bana nasıl aldın o kırmızı gülleri de o benden çok çirkin karıyı istemeye gittin sen? Bana bunu nasıl yaptın, niye yaptın Cio Çocuk? Nasıl nişanlandın ya, hangi haksız kefede benden ağır bastı? Ağlama krizim geldi, nefesim kesildi, sonra da ellerim, onlar da uyuştu. Hissizleştim ağlarken, ama ne oldu biliyor musun Cio Çocuk çabuk geçti, öyle ya 2 yıllık ilişkimiz üzerinden 4 yıl geçti… Hem ben aşığım biliyor musun, senden daha çok seviyorum başkasını, o kadar iyi bir insan ki kırmaktan korkuyorum, incitmekten korkuyorum, alıp içime saklamak istiyorum kimse dokunmasın ona diye. Koyu mavi gözleri var, bir görsen ben her baktığımda eriyorum. Her bakışımda gidenlere teşekkür ediyorum beni böyle bir adama emanet bıraktıkları için. Göğsünde yattığımda dünyanın en huzurlu, en mutlu kadınıyım.. Ama korkuyorum Cio Çocuk sen o b.ktan, seni kapakladığını söylediğin kadına gidebilmişken benim gibi saf temiz kadını çok üzerler bu dünyada, biliyorum çünkü istatistiklerim kötü senden ötürü… Hem ben senden önce mutlu olacaktım, senden çok mutlu olacaktım, neden yaptın ki bunu? Eve gelince bana aldığın Pepee’yi çaldım duvardan duvara sonra da sordum sana sorduğum gibi “İnsan sevdiğini hiç üzer mi?”

4 yıl sonra beni yine çok üzdün, ama bilirsin güçlü bir kadınım ben, hem aşığım da şimdi, s.ktir ettim seni hadi git, insan sevdiğini üzmez sen sevmedin beni, hiç de hak etmedin zaten… Biliyorum bu kez gerçekten bittik…