tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Kasım 2016 Perşembe

Bir Kere Ölen Bir Daha Ölemez

Bunlar koymaz bana çocuk bir kere ölen bir daha ölemez. Öyle de bir güzelliği var bu ölmelerin, bir kez diplemişsen hayatı görmüşsen en dibi bir daha itseler de koymaz. Görünmez olursun, su olursun, ateşin kendi olursun da o dipte yanmazsın bir daha. Dünyayı yerinden oynatacak kadar güçlenmişsin savaşın sonunda bir küçük adamcığa mı yenileceksin bu saatten sonra? Hem bilir misin ihanetle vurulmuş bir kalp öyle bir daha cesaretle kanatlanamaz. Cebimde çekmeye hazır silahım, içimde hırçın rüzgarların yorgunluğu, dalgalar vurdu yine kendimi attığım sularda gemime, dönmedim ama bu kez yenilmedim de. Giden giderken kalanı öldürürmüş ki ne kadar yüzsüz de olsa dönemesin geri ve kalan öyle güzel öldürürmüş ki içinde yaşattığı onun izi bulunan her hücresini bir daha kendi bile bulamazmış kendini. Dönecek yer yok çocuk aslında hiç yer yok, iki doğru tek bir noktada kesişti o da o kadar küçüktü ki hızlı bitti, gelemez geri. Giderken çıktığın kapı yok anlayacağın, zaten aynı yerde de değil hiç kimse, bundan böyle kesişim kümesi boş küme, sakın dönme. Zaten ben de cebimde birikmiş acılarımı yanlışlıkla dönmeyeyim diye geçtiğim yollara bıraktım, inan bana çocuk öyle çok gitmişim ki bir daha hiç rastlamadım. Zaten çocuk dedim ya bir kere ölen bir daha ölemez diye, bir kere giden de dönmez, kalan da aynı yerde kalmaz işte.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Bir Küçük Not Düştüm İçimden

Sevmezdim ben çocukları, hiç anne olmayı hayal etmemiştim. Hani bütün kadınların hayal ettiğini söyledikleri mutlu yuva, gelinlik, düğün filan var ya bana çok uzaktı. “Gidecek çok yerim, yapacak çok işim var” idi hayatımın mottosu nasıl bunları hayal edebilirdim ki?
Bundan 2 yıl önceydi mis kokulu bir prenses geldi ameliyathaneden, annesini filan düşünmedik biz o anda gözlerimizi kitledik onu izledik. Dokundum, kokladım, duygusallaştım sonra kendimden bile sakladığım içimdeki anaç kadını tanıdım. Onu ilk gördüğüm günden beri sadece basit huzurlu bir hayat istiyorum, anne olmayı istiyorum, çekirdek ailemle dünyanın geri kalanını umursamadan yaşamak istiyorum. Bugün 27 yaşın da sonlarına yaklaşırken umudum sıfıra doğru yaklaşıyor. Eskiden olsa kendim derdim benden anne olmaz diye ama bir bakıyorum da etrafımdaki saçma sapan çocuk yetiştiren yaşıtım kadınlara benden çokta güzel bir anne olurmuş, keşke istemek için geç kalmasaydım belki de o zaman fırsatım olurdu daha farklı bir hayat yaşamak için.  Sanırım hiç etmediğim bu hayali hak da edemedim. Nereden bilirdim ki bir minicik kız çocuğu hayattaki en büyük hayalimi de hayal kırıklığımı da bana hediye edecek. Olmadı işte geri al tuşu yok hayatın, ben hatayı en başında hayatımı da hayalimi de yanlış kurarken yapmışım. Ama olsun varsın, her şeye rağmen istiyorum, içimde kalacak en büyük ukde de olsa…

Not: Aklımda bile yokken bir küçücük iç dökme yazısı oldu. Yıllar sonra kelimelerim bu kadar hızlı dökülürken kendime saklamadım bu kez…

15 Kasım 2016 Salı

Maydanozu Sevmeyen Adam

Gittiğinden beri üç kere daha yaz gördü gözlerim, sonra sonbahar yapraklarını ezerek yürüdüm, karda izimi bıraktım, ilkbaharın yağmurlarında tek başıma ıslandım ama sana aşık olduğum o bahar gibi hiç olmadı. Yeni şeyler denedim, yeni yerlere gittim, yeni bir işim oldu, yeni arkadaşlarım... Binlerce kez güldüm, binlerce kez de ağladım ama hiç seninle olduğu gibi huzurlu olmadım. Türk kahvesine abone oldum, filtre kahveyi azalttım senden sonra, bazen de damardanmışcasına alkol aldım, zaman zaman bağımlısı bile oldum. Bir de arabam oldu hatta kaza yaptım bu ikincisi bir zamanlar hayalim olan modelden, hayalimiz olan yerlere sensiz gittim, manzaralar keşfettim ama hiçbir yol seninle olduğu gibi güzel olmadı. Bu arada sen eksiktin ya salatalarımdan ve kısırımdan maydanoz hiç eksik olmadı.
Kaç demet maydanoz aldım bilmiyorum, kaçını ben yemişimdir onu da bilmiyorum. Ama kendin yemiyorsun diye benim almamı da çok istemezdin ikimizin de yiyeceği gibi yap derdin ya kısırı bile, hani öyle bir şeydi ya ilişkimiz de ben ödün veren taraftım hep, bir daha hiç maydanozumdan ödün vermedim. Kendi tabağındakileri de benimkine koyardın ben de bitiremezdim ama kalan bende kalırdı ya sana inat bütün maydanozları bitirdim. Sonunda maydanozu sevmediğin gibi beni de sevmediğini kabul ettiğimde, senden çok kendimi sevdim. İnan bana eskiden bayılmazdım bu kadar, olsa da olurdu olmasa da ama senden sonra en çok kendimi ondan sonra da maydanozu sevdim. Her maydanoz gördüğümde seni andım ama sevilmeyecek bir tadı mı var diye sorgulamayı bıraktım. Ve ben hayatıma çok güzel devam ettim, seninle olduğum kadar mutlu olamadım ama sensiz daha iyi oldum...
Maydanozları sevmeyen adam onlara iyi bak çünkü ben maydanozları çok sevdim...