tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Başka Bir Hayatta Çok Mutluydular...

Az önce uyumaya gitmek üzere bilgisayarı kapatacaktım, gözüme ilişti The Sims 3 ve bir an kendimi oyuna tıklarken buldum. Açıldı oyun, işte dram bu olmalı! Karşımda soyadın, yanında bir kadın bir adam ve biri erkek biri kız iki çocuk, altındaki tarih 6 Ekim 2013… En son o zaman girmişim oyuna, onca zaman bir simülasyon oyunda devam etmişiz mutlu hayatımıza. Aile olmuşuz, mutlu olmuşuz gerçek hayatta olamadığımız kadar. Ne kadar unuttuysam sesini bile, o oyunda unutmamışlar yüzleri de dahil hiçbir şeylerini. İnan bana oyunun içine girmeye cesaret edemedim, soyadın aile adıydı baktım baktım, yıl 2013’tü bıraktım bizi orada. Oyunlarda bari mutlu ve birlikte devam etsinler diye dokunmadım onlara da uğursuz gelir ellerim diye.
Yine kötü oldum, yine gözyaşımı akıttım içime, aslında alıştım da... Bazen oluyor böyle, bir anda kokun geliyor burnuma etrafıma bakıyorum korkarak, çünkü ben seni görürüm diye korkuyorum. Bir kokunu unutmuyorum neyseki onu kullananlar hep başkaları, hem bilmiyorum ki  görürsem tanır mıyım yine yüzünü? Ya çok yabancı gelirse bana, o zaman ne yaparım, ya da küçük ellerin bir başkasının ellerinde olursa ben ne yaparım? Bir tek kokular kalıyor geride, alıp götürüyor seni o çok uzak zamanlara, bir oyunun içinde devam eden mutlu hayatımıza. Bir koku paralel bir evrende mutlu mutlu devam eden bize götürüyor bazen beni. Başka bir hayatta yine güzeliz biz, ama sonra sert bir iniş yapıyorum hatırlıyorum gerçek olmadığını. Gerçekler ağır sevgilim, kocaman kocaman boşluklar kaldı içimde ve ben her geri dönüşümde o boşluklardan birine daha düşüyorum. Zaman sadece oyunda yenememiş bizi, gerçek hayatta çoktan yenildik tam 3 yıl 1 ay önce…

Not 1: Paralel kelimesinden yazarken korktum, oysa ben simetri severdim, kelimelerden bile korktuğumuz nasıl bir hayattayız artık? Şunu da belirtmeliyim ki siyaset yazmak istemiyorum bu aralar, çünkü hava yastığı patlamış gibi gaz ve toz bulutu dağılmadı henüz, ne neye çarptığımızı görüyoruz ne de hasar tespiti yapabiliyoruz. İki ucu boklu değnek dedikleri o iğrenç ikilemdeyiz şimdi, kötünün iyisini seçerken ya kaybedersek en güzel günleri?
Not 2 : Bir oyundan bu kadar duygusallaşmak ve dökememek kelimelere… İçim böylesine yanmasa yazmazdım ki…