tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Mart 2014 Çarşamba

Berkin...

İçim acıdı çocuk… Vicdandan nasibini almamış başımızdaki adama da ağır gelmiş midir sahi hiç ağır olmadığı kadar ağır olan 16 kilo? Sanmıyorum çocuk ama bu kadar olmamalıydı, ben nefes alamadım sanki bugün ağırlığından…
İçim acıdı çocuk…  Ben 14’ümde dünyanın en güvenli yerindeymişim gibi büyüdün artık evde otur diyenlere inat sokaklarda koşuştururken sen neyin bedelini ödedin ki hayatınla?
Düşündüm 15’ine girdiğimin farkında olmayacak o derin uykuda olduğumu ve sonunda hiç uyanmadığımı... Eğer ölseydim 15’imde ailemin korunaklı yuvasından ibaret sanacaktım dünyayı, hiç bilmeyecektim acımasız hayatı, hiç bilmeyecektim gitmelerle kaçmaların farkını, yollardan sonra yine kendime varmaları. Eğer ölseydim her şeyin bunalım sebebi olduğu 15 yaş ergeniyken mutluluktan ağlamanın ne demek olduğunu öğrenemeyecektim, insanlara verebileceğim en büyük hediyenin kocaman içten bir gülümse olduğunu bilmeyecektim, dünyada görüp öğreneceklerimin sınırsız olduğu bilgeliğine ulaşamayacak, insanları sadece insan olduğu için bile sevebildiğimi keşfedemeyecektim, insan olduğumu ve insani olan her şeyi yapma özgürlüğüm olduğunu özümseyemeyecektim. Yaşadıkça özgürleşemeyecektim, hiç keşfedemeyecektim sessizliğimin altındaki ruhumun inceliklerini. Hiç aşık olmayacaktım, hiç sarhoş olmayacaktım, keşfedemeyecektim ne ruhumu ne de bedenimi, aynalara önce küsüp sonra kendimle barışmayı bilemeyecektim, yalnız başıma ayakta kalabilmenin o can yakan hazzını tadamayacaktım, kendinle barışmanın en güzel yolunun işi deliliğe vurmak olduğunu okumayacaktım o kitapta. Sahi kitaplar da okuyamayacaktım daha fazla, yeni şeyler de öğrenemeyecektim, ne liseden mezun olabilecektim ne de üniversiteden, ilk paramı kazanıp işe yarama hissini de hiç bilmeyecektim. Yeni yerler görmeyecek, gelecek hayalleri kurmaya fırsat bulamayacaktım, hani o 17’imde verdiğim doğduğum kentten gitmek ve geri dönememek kararını bile henüz vermemiş olacaktım. Ailemin hep özen gösterdiği gibi bir birey olarak kendi kararlarımı almanın yanı sıra bedellerini ödeme kısmına erişemeyecektim. Kısacası hayatımın fon müzikleri sonsuza kadar susacaktı ve saymakla bitmeyecek onlarca şey hiç olmayacaktı…
Çocuk 14 yaş tam başlangıcıydı be hayatın, ne öğrendiysem ve hala öğreniyorsam hayata dair hepsi o kritik yaştan sonraydı, neden bırakmak zorunda kaldın ki başlamadan. Sadece senden 10 yıl önce gelmişim dünyaya ama ben yaşadım ve yaşıyorum bunun için bile üzgün hissediyorum kendimi. Suçlu hissediyorum kendimi çocuk, seni öldüren ben değilim ama engel olamadığım için vicdanım sızlıyor. Ekmek almak gibi bir sebeple insanoğlunun en temel ihtiyacı beslenmeyi gerçekleştirmek için evden çıkıp bir daha geri dönememek çok ağır değil mi çocuk, ben bugün bu ülkede yaşamaktan bir kez daha tiksindim…

2 Mart 2014 Pazar

Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni...

Zaman yeniyor bizi sevgilim, beni terk edişinin 8. ayının dolmak üzere olduğu şu saatlerde kendimdeki değişikliği sonuna kadar hissediyorum. Mesela biliyorum başka tenlerde denediğini, başka muhabbetlerde aklına bile gelmediğimi, belki de yeni arabanda sürtüklerle takıldığını. Ama umurumda değil be sevgilim çünkü benim derdim bana yeter. Çünkü ben sikmiş olduğun hayatımın, o boyladığım diplerinde dolanıyorum. Saçma sapan şeyler yapıyor kendimi tanıyamıyor ama yine de çırpınıyorum sevgilim. Çünkü sen yoksun, çünkü artık ben ben değilim. Umursamıyorum çokça kimleri üzdüğümü, bencilce harcıyorum insanları sanki kanlarından besleniyormuşum gibi. Farkındayım hatta kendi hayatımı da sikiyorum tıpkı senin yaptığın gibi, ama öyle cesurum ki kaybedecek hiçbir şeyim yokmuş gibi rahatım. Zaman yeniyor bizi, eskisi gibi gelmiyorsun aklıma, lanet olsun ki kendi derdim başımdan büyük seni mi düşüneyim bu dipten nasıl kurtulacağımı mı? Üzülme ama sevgilim, sen giderken biliyordun diplemeden yükselemeyeceğimi, ben dibin de dibindeyim, mutlu ol yükselemedikçe unutuyorum seni. Eskisi gibi sana akmıyor gözyaşlarım kendi halime ağlıyorum bilesin. Ama gülümsüyorum da umursamazca. Sahi etrafımdaki herkesin kafası nasıl bu kadar güzel ki, yeni işimde onlara uydum delirmiş gibi her şeye rağmen gülüyor, delice saçmalıyorum. Yeni hayatım güzel, yeni hayatım bok gibi, yeni hayatım hayalimdeki gibi, yeni hayatım cehennem gibi. Delice içip, saçma sapan yaşıyoruz işte soytarıların dünyasında, artık ben de onlardan biriyim. Sen iyileşiyorsun diyorlar, unutuyorsun sonunda onu, bilmiyorlar ki deliriyorum ve umursamadan saçmalayacak kadar rahatım artık. Ama işte diyorum, her işte vardır bir hayır, ne gelirse başa çekerim. Ve durup durup okuyorum bu şiiri severim bilirsin edebiyatı sen de okursun belki sevgilim…

Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni

Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum…
Biraz kırgın…
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
?İyiyimler? yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni…
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Ara sıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem…
                                       
                                                                                                    Özdemir Asaf