tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

11 Eylül 2014 Perşembe

Aylardan Sonra...

İnana biliyor musun gün gün sayan kadındım yokluğunu, beni bırakışının 1. yıl dönümünde bile yazmadım. Ben 3 Temmuzu es geçtim buna ben bile inanmazdım. Yazmadım, saymadım da çoktandır. Çok sevmiştim be ölümüne sevmiştim, kaybettiğinin ne olduğunu anladığında çok geç olacak oysa. Şimdi yeniden atıyor kalbim, yine bir imkansızlığa… Üstelik seni değil senli günleri özlüyorum sadece artık. O da senden değil de işte hayaller kurmuştum be, hayatı paylaşırız sanmıştım. Birlikte kurduğumuz sofralarda, yürüdüğümüz sokaklarda, içtiğimiz masalarda, gördüğümüz manzaralarda paylaşırız sandım hayatı. Huzur ve mutluluk sadece seninle olur sandım. Sensiz günlerde arıyorum şimdi o eski hayatı, hayallerimin baş kahramanlığına yerleştirmek istiyorum yeni aşkı. İmkansız görünse de yeniden keşfetmek istiyorum bu kentin sokaklarını, yeniden ayaklarım kesilsin yerden istiyorum, yeniden başlamak istiyorum onun gözlerinde, yeniden yazmak istiyorum hikayemi, yeniden aşkın sarhoşluğunda bulmak istiyorum huzur ve mutluluğu...
Aylar sonra hiç umudumun olmadığı bir günde yeniden bir dilek diledim bu kez kendim için… Ben mutlu ve huzurlu olayım da gerisi umurumda değil…

23 Haziran 2014 Pazartesi

Temiz Aşk

Masumiyetini çoktan kaybetmiş olanlardanım, çok kirli şeylerin ortasından çıkıp gelmişim. Benim ellerim kirli diyebilecek kadar cesur, saklayanlarınkinden çok daha temizim aslında. Kendimin en büyük yargılayıcısıyım, vicdanıma teslimim, ondandır insanların yargılamalarına hiç gerek kalmıyor, en ağırı bende mevcut. Yaşayarak bulduğum tüm doğruların ölümüne savunucusuyum. Kendim gibi vicdan muhasebesini yapmış sonunda kendini affetmiş erkekleredir ilgim, ikinci kez aşık oldum yine tüm yaşanmışlıkların ardından saf aşkı yaşamaya niyetlendim. Ben aslında kötü biri değilim mesela çok güzel severim, çok temizdir aşkım ve sınırsızdır. Korkutur belki aşkım, göremeyebilirsiniz gerçekliğini ama ben sevdiğim zaman yüreğimi ortaya koyarım. Kendimden vazgeçerim, bize bile değil sana adarım tüm varlığımı. Gözlerimden akar aşk ve sana her baktığımda içimde kelebekler uçuşur kanatları birbirine çarptıkça da kalbim hoplar. Eğer gözlerimden yaş yakmasını sağlayabilmişseniz o duygusal boşalma yaşadığım anda sizi gerçekten sevmişimdir ve hissetmişinizdir benden size akan aşkı. Saklamam ki ben duygularımı doruklarda yaşarım ve yaşamaktan hiç korkmam. Korkak küçük bir kız çocuğu olsam da ürksem de kavgalardan, karanlıklardan, kalp kırıklıklarından en büyük kaynağımdır aşkım.
Kesiştiremediğim hayat yollarımızın ayrılığında sevdim seni, herkese ve her şeye rağmen. İmkansız ve mantıksız diyen tüm sesleri duymazdan gelerek sevdim seni. Cesaretim kendimi bile korkutuyor oysa ama alamıyorum kendimi senden. Rüzgarına kapıldı aklım ve kalbim sana akıyorum aşkla. Çok kirli yollardan geldim, çok kirli hayatlara dokunup kirlenerek geldim ama içinde barındırdığım kirli aşklara rağmen çok temiz bir kalple geldim sana. Ona iyi bak kimsenin kirletemediği kalbimi koru ve sev. Sana güveniyorum ve hatta ilk kez birine güveniyorum, hak ettiği değeri vereceksin biliyorum… Seni seviyorum…

1 Haziran 2014 Pazar

Yeniden Şarkılar Aşka

Söylemiştim sana gitme gönlünün sahiline,
Seni alırsa fırtına dayanamam yokluğuna…




Oysa sana söylenmiyor artık şarkılar, söylemiştim “Ben yine severim çok da güzel severim ama sen benim kadar seveni bulamazsın…” Sevdim ben, çok sevdim, çok da güzel sevdim yine. Bana öyle güzel bakan bir adamı sevdim ve hep severim ki sanki daha önce hiç sevmemişim gibi. Ama daha çok sevmenin öyle bir korkusu var ki onu alırsa fırtına bu kez beni de alır yokluğa…

28 Nisan 2014 Pazartesi

Beklemek

Beklemekle geçti ömür…
Her kış baharı bekledim, her yaz tatile gitmeyi. Her gün babamı bekledim kapıdan girince sarılmak için boynuna, kardeşimin öğle uykusundan uyanmasını bekledim oynamak için. Küçüktüm hayalini kurduğum hayata ulaşmak için büyümeyi bekledim, büyüdüm emeklerimin sonucunu bekledim. Okullarımın teker teker bitmesini bekledim, sonra da hayata atılmak için bekledim. İnsanları hep sevdim onların da beni sevmesini bekledim. Aşık olmayı bekledim, aşık oldum bu kez de unutmayı bekledim. Unuttuğumdaysa yeniden sevmeyi, güvenebilmeyi bekledim. Güvendiğimdeyse canımın yanmamasını bekledim, sonra da bana gelmesini. Gelip gelmeyeceğinden emin bile olmadığım onlarca şeyi bekledim.
Hayatta hep bir şeylerin sırasının gelmesini bekledim, bazen geldi beklediklerim bazense hiç gelemedi. Ama ben hep bekledim ta ki bugüne kadar, bugün her hücremin ayrı ayrı ne kadar yorulduğunu fark ettim yıllardır beklediklerimden. Bugün beklemek hiç olmadığı kadar ağır geldi.


Sabrı öğütler zaman, oysa odur durmayan
Ben beklerim de zaman beklemez ki beni

14 Nisan 2014 Pazartesi

Zaman Geçer, Aşk Gelir...

Her şey tüm tutkusuyla yaşadım hayatı diyebilmek içindir, ben severim, ben aşık olurum, ben hata yaparım, ben hep burnumun dikine giderim aşk söz konusu olunca…

Cevap veremedim, bildiğin hatırlayamadım sahi ne zaman kıçıma tekmeyi koymuştu bu Cio Çocuk? Saydım sonra 3 Temmuzdu yeeeeaaahh dedim her şeyi unuturum da o günü unutmam. Kolay mı ben o gün o saçma sapan parkın önünde ruhumu teslim etmişim, kalbimin üzerinde tepinir iken en duygusuz hali ile, bir ömür unutulur mu? O da unutmaz ki evlilik yıl dönümü ne kadar boktan olsa da, sen ne güzelsin günsün 3 Temmuz dünyanın en boktan günü, ağız tadıyla aşık olacaktık niye kara leke gibisin kişisel tarihlerimizde? L Her neyse saydım işte 9 ay 10 gün olmuş dedim vayy be 9 ay 10 gün çocuk olsa doğmuştu, ben küllerimden doğdum be o da sayılır mı ki? İçimden geldiği gibi ağladım, kızdım, küfrettim, beddualar savurdum, dilekler diledim, nasıl kandırdı beni diyip dalga bile geçtim kendimle, gerçekten çok istedim tekrar gülebilmeyi, beni yıkıp gidene inat yeniden ayağa kalkmayı umut ettim, huzuru mutluluğu aradım en olmadık yerlerde yaşadım kısacası 9 ay hayatı diplememe rağmen günleri bir bir saya saya yaşadım ben. Sonra biri geldi yine direndim ben bu kez çok ama çok haklı sebeplerim vardı sadece ben değildim bana engel. Direndim ama yenildim yine kalbime, ahhh kalbim bir kez de söz dinlesen, o kadar herkesin tasvip edeceği aday varken sen neden hırpalanacağını bildiğin aşkların peşindesin ki? Yine boktan bir durumdayım işte ama kimin umurunda ben dün fark ettim yokluğunun günlerini saymıyorum artık, saya saya tüketmişim be zamanı Cio Çocuk yürü anca gidersin kalbimde sana yer yok artık ama kinim ve nefretim ebedi kalacak. Unuttum seni ama affetmedim asla unutma, bana yaşattığını yaşamadan ölme sakın. Her şeye rağmen severken can nasıl acıtılırmış yaşa ölmeden. Ve sen U.K sakın yakma canımı, benim yaralarım derin, benim yaralarım ağır. Duyduğum yalanlar boyumu bile aştı inançsızlığım ondan, anla işte kanmam öyle film repliklerine.

-  Neredeydin sen daha önce çıksaydın karşıma olmaz mıydı? İlk kez aşık oldum ben.
-  Madem aşık değildin o zaman aşık olmadan biriyle hayatı geçirebileceğin yanılgısına düşmeseydin.
-  Yalnızlık zor ama seninle tanışacağımı bilseydim beklemez miydim hiç?
- Marifet bilerek beklemekte değil, bak ben hep aradım aşkı bulamama ihtimalime rağmen, yalnızlık korkuma rağmen.
-  Bilemezdim ki…
-  Peki ben ne yapayım geç kalmışsak birbirimize? Ben beklemiştim ki…
-  

12 Mart 2014 Çarşamba

Berkin...

İçim acıdı çocuk… Vicdandan nasibini almamış başımızdaki adama da ağır gelmiş midir sahi hiç ağır olmadığı kadar ağır olan 16 kilo? Sanmıyorum çocuk ama bu kadar olmamalıydı, ben nefes alamadım sanki bugün ağırlığından…
İçim acıdı çocuk…  Ben 14’ümde dünyanın en güvenli yerindeymişim gibi büyüdün artık evde otur diyenlere inat sokaklarda koşuştururken sen neyin bedelini ödedin ki hayatınla?
Düşündüm 15’ine girdiğimin farkında olmayacak o derin uykuda olduğumu ve sonunda hiç uyanmadığımı... Eğer ölseydim 15’imde ailemin korunaklı yuvasından ibaret sanacaktım dünyayı, hiç bilmeyecektim acımasız hayatı, hiç bilmeyecektim gitmelerle kaçmaların farkını, yollardan sonra yine kendime varmaları. Eğer ölseydim her şeyin bunalım sebebi olduğu 15 yaş ergeniyken mutluluktan ağlamanın ne demek olduğunu öğrenemeyecektim, insanlara verebileceğim en büyük hediyenin kocaman içten bir gülümse olduğunu bilmeyecektim, dünyada görüp öğreneceklerimin sınırsız olduğu bilgeliğine ulaşamayacak, insanları sadece insan olduğu için bile sevebildiğimi keşfedemeyecektim, insan olduğumu ve insani olan her şeyi yapma özgürlüğüm olduğunu özümseyemeyecektim. Yaşadıkça özgürleşemeyecektim, hiç keşfedemeyecektim sessizliğimin altındaki ruhumun inceliklerini. Hiç aşık olmayacaktım, hiç sarhoş olmayacaktım, keşfedemeyecektim ne ruhumu ne de bedenimi, aynalara önce küsüp sonra kendimle barışmayı bilemeyecektim, yalnız başıma ayakta kalabilmenin o can yakan hazzını tadamayacaktım, kendinle barışmanın en güzel yolunun işi deliliğe vurmak olduğunu okumayacaktım o kitapta. Sahi kitaplar da okuyamayacaktım daha fazla, yeni şeyler de öğrenemeyecektim, ne liseden mezun olabilecektim ne de üniversiteden, ilk paramı kazanıp işe yarama hissini de hiç bilmeyecektim. Yeni yerler görmeyecek, gelecek hayalleri kurmaya fırsat bulamayacaktım, hani o 17’imde verdiğim doğduğum kentten gitmek ve geri dönememek kararını bile henüz vermemiş olacaktım. Ailemin hep özen gösterdiği gibi bir birey olarak kendi kararlarımı almanın yanı sıra bedellerini ödeme kısmına erişemeyecektim. Kısacası hayatımın fon müzikleri sonsuza kadar susacaktı ve saymakla bitmeyecek onlarca şey hiç olmayacaktı…
Çocuk 14 yaş tam başlangıcıydı be hayatın, ne öğrendiysem ve hala öğreniyorsam hayata dair hepsi o kritik yaştan sonraydı, neden bırakmak zorunda kaldın ki başlamadan. Sadece senden 10 yıl önce gelmişim dünyaya ama ben yaşadım ve yaşıyorum bunun için bile üzgün hissediyorum kendimi. Suçlu hissediyorum kendimi çocuk, seni öldüren ben değilim ama engel olamadığım için vicdanım sızlıyor. Ekmek almak gibi bir sebeple insanoğlunun en temel ihtiyacı beslenmeyi gerçekleştirmek için evden çıkıp bir daha geri dönememek çok ağır değil mi çocuk, ben bugün bu ülkede yaşamaktan bir kez daha tiksindim…

2 Mart 2014 Pazar

Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni...

Zaman yeniyor bizi sevgilim, beni terk edişinin 8. ayının dolmak üzere olduğu şu saatlerde kendimdeki değişikliği sonuna kadar hissediyorum. Mesela biliyorum başka tenlerde denediğini, başka muhabbetlerde aklına bile gelmediğimi, belki de yeni arabanda sürtüklerle takıldığını. Ama umurumda değil be sevgilim çünkü benim derdim bana yeter. Çünkü ben sikmiş olduğun hayatımın, o boyladığım diplerinde dolanıyorum. Saçma sapan şeyler yapıyor kendimi tanıyamıyor ama yine de çırpınıyorum sevgilim. Çünkü sen yoksun, çünkü artık ben ben değilim. Umursamıyorum çokça kimleri üzdüğümü, bencilce harcıyorum insanları sanki kanlarından besleniyormuşum gibi. Farkındayım hatta kendi hayatımı da sikiyorum tıpkı senin yaptığın gibi, ama öyle cesurum ki kaybedecek hiçbir şeyim yokmuş gibi rahatım. Zaman yeniyor bizi, eskisi gibi gelmiyorsun aklıma, lanet olsun ki kendi derdim başımdan büyük seni mi düşüneyim bu dipten nasıl kurtulacağımı mı? Üzülme ama sevgilim, sen giderken biliyordun diplemeden yükselemeyeceğimi, ben dibin de dibindeyim, mutlu ol yükselemedikçe unutuyorum seni. Eskisi gibi sana akmıyor gözyaşlarım kendi halime ağlıyorum bilesin. Ama gülümsüyorum da umursamazca. Sahi etrafımdaki herkesin kafası nasıl bu kadar güzel ki, yeni işimde onlara uydum delirmiş gibi her şeye rağmen gülüyor, delice saçmalıyorum. Yeni hayatım güzel, yeni hayatım bok gibi, yeni hayatım hayalimdeki gibi, yeni hayatım cehennem gibi. Delice içip, saçma sapan yaşıyoruz işte soytarıların dünyasında, artık ben de onlardan biriyim. Sen iyileşiyorsun diyorlar, unutuyorsun sonunda onu, bilmiyorlar ki deliriyorum ve umursamadan saçmalayacak kadar rahatım artık. Ama işte diyorum, her işte vardır bir hayır, ne gelirse başa çekerim. Ve durup durup okuyorum bu şiiri severim bilirsin edebiyatı sen de okursun belki sevgilim…

Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni

Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum…
Biraz kırgın…
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
?İyiyimler? yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni…
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Ara sıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem…
                                       
                                                                                                    Özdemir Asaf

18 Şubat 2014 Salı

Başka Türlü Bir şey

Başka türlü bir şey benim istediğim, senden çok başka… Sen ki sevdiğim o adamdan bambaşkasın artık ama yine de her gece özlüyorum o adamı… İstediğim ama bulamadığım, belki de hiç bulamayacağım kişi bambaşka… Geceler uzun ve yalnız, günler geçiyor sen geçmiyorsun içimden. Ne vardı ki bu kadar sevmeseydim o başka adamı…


28 Ocak 2014 Salı

Yalnızlık Duvarlarım

Bütün hayatım boyunca yalnızdım ben, gün içinde insanların arasında gülümseyen maskemi takar gülüp eğlenir, mutluymuş gibi dolaşırdım. Akşamları ise odama kapanır yalnızlığımı yaşardım, sessizliğin sesini dinlerdim. Mutluydum da böyle, bazen bunalır insanlar arasına karışırdım ama o kimsenin görmediği gizli duvarlarımı ve derin yalnızlığımı hep saklardım kendime. Sonra o girdi hayatıma, ilk kez birinin tam anlamıyla duvarlarımın içine sızmasına izin verdim. Onunla birlikteyken yalnız kalmaya ihtiyaç duymuyordum aksine sanki tamamlanmıştım, daha güçlüydüm ve duvarlarımın arkasında saklanmıyordum. Hayatın orta yerinde dolaşmıyordum yine de ama ucundan kıyısından girebiliyordum artık. Orta yerde değildim çünkü sadece o bana yetiyordu, sanki her şeyim oydu, sevgilim, ailem, dostum, arkadaşım, yalnızlığımın ortağı... Dünyadan kopmamıştım ama beni hayatından çıkartan arkadaşlarıma bir iki üzülüyordum geçiyordu, çünkü o vardı her şeyime yeterdi. O gitti sonra ve ben dağıldım. Duvarlarım yıkıldı, tüm mahremin gitmiş çıplak kalmışım gibi savunmasız hissettim kendimi. Doğru düzgün arkadaşım, dostum kalmamıştı ve en çok güvendiğim yol arkadaşım da beni bırakmıştı. Varlığına ne denli alıştığımı o gittiğinde daha da derinde hissettim. Eskiden yalnızlık koymuyormuş da onun varlığını bir kez tattıktan sonra yalnızlık buz gibi geliyormuş insana. Onun sarılmadığı yalnız gecelerimde ilk kez üşüdüm ben, hem de yaz sıcağında. Eskiden koymayan o yalnızlık öyle oturdu ki içime, sessiz çığlıklarımı kimsenin duymadığı o gecelerde yavaş yavaş öldürdüm kendimi. Ben öldüm o ölmedi içimde. Yalnızlık tüm hücrelerimi sardı ama koyamadım kimseyi yerine. Ben aşık olduğum adamı kaybetmedim sadece, yıllardır kendim bile farkında olmadan aradığım, bulduğumda tamamlandığım parçamı kaybettim. O gittiğinden beri sadece yarım değilim paramparçayım.
Evet bir gün unutacağım onu, yine barışacağım o eski yalnızlığımla alışacağım bitmeyen karanlık gecelerime. Ama belki bir gün yine tamamlanacağım biriyle ama bu kez daha da bütün olmak dileğim ve hiç eksilmemek. Ondandır her sabah, her akşam, her gün, her dakika ettiğim tek dua: Allah’ım bana değer veren, elimi hiç bırakmayacak, eksik parçalarımı tamamlayacak, yanında kendimi güvende hissedeceğim birini çıkart karşıma. Yalnızlık çok zor, özellikle de varlığına alıştıktan sonra…

21 Ocak 2014 Salı

Unut(a)madım...

Ben hiç unutmadım seni ama en çok da sana dair kötü anılarımı…
Mesela o gece sürpriz yapıp yanına gelip de senin bana sürpriz yapıp bir anda terk edişini. Mesela beni aldatışlarını hiç unutmadım, sen o sürtüklerle konuşurken şifreni bana söylediğini çoktan unutmuş olmandan yararlanarak o konuşmaların hepsini ağlayarak okumalarımı unutmadım. Bizim için özel olan, o ilk buluştuğumuz mekana Hocamdan bulduğun orospuları götürmeni de unutamadım, birlikte keşfettiğimiz yerlere tırnağım bile olamayacak şırfıntıları götürüşünü de. Güzel olan anılarımızı unutamadım ama daha çok o güzelim anıları piç edişini unutamadım. Tam altı buçuk ay geçti ben ne seni ne de bana yaptıklarını unutabildim ve inan bana istesem de unutamadıklarım izin vermez affetmeme seni. Onca şeyi affettim de sadece bir kez affedilemedim ya işte bunu asla kabul etmiyor içim. Üzgünüm, sustum ama unutmadım hiçbirini…

                                                                                                                                     18.01.2014   00:50

13 Ocak 2014 Pazartesi

Geçmiyor Dertler

Nefes almanın yaşamanın zor geldiği gibi yazmak da zor geliyor artık. Oysa eskiden yazdıkça uçardı yavaşça dertlerim, kuyuma bağırdıkça rahatlardım ama şimdi öyle mi? Gitmiyor kara bulutlarım, karanlık gecelere hapsoldu ruhum. 2014’e dünyayı sallamayarak uyur uyanık girmemden belliydi zaten bu yıl da iyi geçmeyecek benim için, daha yeni yılın ilk günlerinde 2 gece sinir krizi geçirdim. 6 ay 10 gündür sürekli olarak gelen ağlama krizlerimi, kendimi tutamamamı “Allah’ım nolur bana yardım et” diye haykırışlarımı saymıyorum bile, onlar zaten hayatımın bir parçası oldu.  İstiyorum aslında yazmayı belki bir parça rahatlarım belli mi olur diye, ama açıyorum sayfayı yazacak tek kelime bile bulamıyorum. İçimde kocaman bir boşluk nasıl geçeceğini bilmediğim ve omuzlarımda sayamayacağım kadar çok problem artık halledemeyeceğimden emin olduğum. Biliyorum gücüm kalmadı acil olarak psikolojik yardıma ihtiyaç var ama aileme söylemek istemiyorum onca dertleri arasında beni kafaya takmasınlar diye maaşımsa o kadar az ki şimdilik. Maaş demişken söylemedim artık Ankara’dayım ve bir işim var her şey tam olarak oturmadan pek bahsetmek istemiyorum. Çünkü yoruldum büyük bir hevesle mutlu mutlu yazıp sonra hüsrana uğramaktan, malum son zamanlarda hayatım tam bir başarısızlık hikayesi L Öyle işte 2014’te de lanet hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum, aylar geçmiş acım geçmemiş, yalnızlığım kartopu gibi git gide büyüyor, ruhum öyle yorgun ki artık tamamen hissizim. Geleceğe dair hala hiçbir umudum yok, kimseye güvenecek cesaretim, yeniden sevebilecek gücüm, sınırsızca verebileceğim ilgim yok. Tükendiğim yerden devam ediyorum hayata hala ilk günkü acıyla, ama artık mutsuzluğumu gizleyebiliyorum yine o eski tanıdık gülümseyen maskelerimle. Ondan bahsetmiyorum artık hala her sabah onunla uyanıyor, her gece onu düşünerek uyuyor, gün içinde sık sık hatırlıyor olsam da kendime saklayabilecek kıvama geldim. Öyle işte hayat devam ediyor ben nefes almasam da ve bir şekilde yaşıyorum umutsuzca…