tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Ekim 2013 Çarşamba

Tebrikler Sevgilim Suçlu Sensin!

Ben sözlerimi hep tuttum, ayrıldıktan sonra verdiklerimi bile. Şikayet etmeden emek verdim bu ilişkiye, uğraştım, aldatıldım özür ve pişmanlık sözleri duymadığım halde affettim, hep uğraştım kısacası bu aşk için. Kalbimi paramparça edeceğini bilerek serdim tüm dünyamı önüne. Bana güven diye cehenneme çevirdim hayatımı, sırf mutlu olabilelim diye arkadaşlarımdan bile uzaklaştım sen söylemediğin halde. Şimdi içim rahat evet ben bu aşka çok ödün verdim kendimden, sen hiçbir şey yapmadığın gibi sürekli yıkıcı olduğun halde iki kişilik yapıcı olan bendim. Peki ama tüm bunları yaparken kaybettiğim yetmedi mi neden hala üzülen benim, neden hala suçlanan benim? Daha ne yapabilirdim bu aşk için, bir hayatım kalmadı, bende ben kalmadım daha kaybedebileceğim ne var? Suçlama beni sevgilim, ben dünyaya kafa tuttum senin için, kendi iç sesimi bile bastırdım her şeyimi verdim bu aşka. Hırpalama artık beni sevgilim bende ben kalmadım her şeyimi kaybettim ben bu aşkta. Tek suçlu sensin unutma, emeklerimi, uğraşlarımı göre göre bir gün beni bırakacağından emin olduğun halde oyaladığın için beni sanal aşkında! Tek suçlu sensin sevgilim, bile bile hayatımı, zamanımı, mutluluğumu, iç huzurumu, insanlara güvenimi çaldığın için! Tebrikler sevgilim, bize dair küçücük bir mutluluk hikayesi bile yok artık geride anılarımın hepsini kirlettin, tek suçlu sensin! Öldüm ben sevgilim, mutlu ol katilim sensin!

15 Ekim 2013 Salı

Yorgunum

Yorgunum, hem de ölesiye yorgunum. Hani şu son zamanlarda hayatımıza giren tükenmişlik sendromu var ya tam olarak onun içindeyim galiba. Yanında huzurlu olduğum, şimdi mutlu anılarımızın m’esini bile hatırlamıyor olsam da yanındayken mutlu olduğum bir sevgilim vardı. Sonunda bir iş bulmuştum, lanet olası Ankara’yı bile sevmeye başlamıştım, memlekete dönmem gerekmiyordu artık. Kısacası bir gece hayatımı yoluna koyduğumu düşünerek uyudum, benim için verme bu kararı demesine anlam veremeyerek ama yine de mutlu. Sonra bir gece daha uyudum korkularımı göz ardı ederek hala mutlu. Ertesi gün her şey tepe taklak oldu, her zamanki gibi tam toparladım derken yine dağıldı her şey. Önce o terk etti beni sonra işimden oldum sonra memlekete geldim kaçarak, biraz uzaklaşıp yaşananları unutmak için ve kısacık sürede 7 kilo verdiğimi, gel gitli bir manyağa döndüğümü gören ailemin ev hapsine girdim. Şimdi Ankara’ya birkaç gün zorla kaçabiliyorum her gün arıyor geri gel diyorlar ve evimi kapatmamı söylüyorlar. Bense bütün gün tükenmiş ve yaşlanmış bir ruh gibi müzik dinleyip telefonda oyun oynuyorum. Kimseyle konuşmuyorum, konuşturduklarında da gerginim. Annem sürekli şu kaşlarını çatma bak alnın kırışıyor diyor. Benim aklım, kalbim her yerim kırışmış umurumda mı ki acaba? Gülmeyi unuttum sanki sürekli bir mutsuzluk halindeyim, her gece ağlaya ağlaya tüketiyorum benden geride kalan kırıntıları. İçime 80 yaşında bir nene kaçmış gibi, hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Daha da kötüsü her şeyden geçtim, bundan sonra mutlu olacağıma dair küçücük bir inancım bile yok, zaman geçsin yaşayayım bitsin diyorum. Günlerce, aylarca uyumak ve unutmak istiyorum onu ama ne uyuyabiliyorum ne de unutabiliyorum. Yorgun sonbahar yaprakları gibi parça parça terk ediyor ruhum bedenimi, her geçen gün biraz daha tükeniyorum. Hep böyleydi benim hayatım neresinden tutsam elimde kalırdı, sadece bu kez değiştiği yanılgısına kapılmıştım, her şey iyi olamaz hayatımda yolunda giden bir şeyler var en azından diyordum, şükrediyordum sahip olduklarıma, geri kalanları da halledeceğime inanıyordum. Ailem, arkadaşlarım, dostlarım herkesle aramda kocaman duvarlar vardı yenemediğim ama ben ilk kez o duvarların ardına birini almıştım, ilk kez huzurlu ve mutluydum. İlk kez geleceğe dair umudum vardı yenebilirim duvarlarımı diye düşünüyordum ama olmadı işte. Şu an başladığım noktadan bile daha kötü durumdayım. Bu kez gerçekten tam anlamıyla tükenmiş durumdayım. Bir daha aşık olabileceğime, bağlılık yeminleri edebileceğime inanmıyorum yalnız ve mutsuz öleceğimden eminim ve çok korkuyorum. Sonsuza kadar işsiz kalacak gibi hissediyorum ve artık bu durumu umursamamaya başlıyorum. Simsiyah bakıyorum hayata ama mutsuzluk ve korku dışında hiçbir duygum yok, hissizim. Tükenmişlik sendromunun orta yerindeyim ve benim artık savaşacak gücüm yok, inanılmaz yorgunum…

p.s: Bayram gelmiş, bana mı geldi neyleyeyim yine de size iyi bayramlar…

4 Ekim 2013 Cuma

Tutmadı Tek Dileğim

İnsanlar yüzlerce dilek tutar, dua eder, hayal kurar hep istedikleri bir şey vardır hayattan. Benim hayattan fazla bir beklentim olmadı hiç, çoğunuz gibi evler, arabalar, kariyer, güzel bir eş ve çocuklar gibi hayallerim olmadı. Belki içimde gizli bir romantik yaşıyordu ondandı, ben sadece aşık olmak istedim hayatta. Annem ve babamın aşkı gibi bir aşkım olursa onlar gibi mutlu olurum, kocaman bir servetim olur sandım. Bir kez aşık olmak ve bir ömür onu sevmek istedim sadece. Oldum da, ben çok güzel aşık oldum sonra herkesin hayalleri benim de hayalim oldu, bu aşkı daha fazlasıyla süslemek istedim, hayattan ilk kez büyük beklentilerim oldu, yarın için tuttuğum dileklerim. Ama benim dileklerim öksüz kaldı, çünkü ben hayatımın aşkını bulmuştum ama onun hayatının aşkı olmadığımı öğrendim 3 ay önce. Saçma sapan bir kavganın içinde “Ben seni istemiyorum, ayrılmak istiyorum, yarınımda yoksun sen benim, ben seninle evlenmicem.” diye sıraladı o çok aşık olduğum adam bayıldığım sesiyle. Hayaller yıkılır mı? Ben hepsinin kayıp düşüşünü gördüm o anda, cadde daha karanlık oldu benim gözümde, o kalabalık daha ıssız. Hayallerimin altında kaldım, tuttuğum tüm dilekler uçtu gitti, kocaman bir boşluk sardı içimi, ben o gün yıkıldım… Dün 3 ay oldu o gecenin üzerinden geçen, kalabalıklar içinde gözlerimin dolmasını gizleyerek, hiçbir şey yapmadan o yıkılıp kaldığım noktada geçen 3 ay. Bana kahvaltı yapmayı sevdiren adamdan uzakta 3 ay haftasonlarından nefret ederek kahvaltı yapmadım, hiç kendim için yemek yapmadım. İçtim sürekli unutabilecekmişim gibi. Eski beni hatırlayamadım uzun süre, oysa ben kendi başına yemek yiyebilen alışveriş yapabilen bir insandım, yapamadım bunları uzun süre. Sanki onsuz hiçbir şeyin tadı yokmuş gibi geliyordu bana, öyle çok sevmiş ve alışmıştım ki iki kişilik hayata tek başına hiçbir şey yapamayacakmış gibi hissediyordum. O hayatına bensiz öyle güzel devam ediyor ve gözüme sokuyordu ki bunu, ben bir başıma daha da çok yok oluyordum. Birlikte içmeyi, tarihi ve doğal güzelliği olan yerleri gezmeyi, çay demleyip televizyon izlemeyi, haftasonu kahvaltılarını, birlikte yemek hazırlayıp yemeyi bir de güzel yerlerde yemek yemeyi, film izlemeyi ve her gecenin sonunda sarılıp uyumayı öyle alışkanlık haline getirmiştik ki sanki artık hayati eylemleri bile gerçekleştiremeyecek gibi hissediyordum. Hayatın içine karışıyordum, arkadaşlarımlaydım, yemek yiyor, içiyordum aslında ama hiçbir şeyden tat almıyordum sanki orada değilmişim gibi. O bensiz tatile gidiyor, bensiz fotoğraflar çekiyor, bensiz dışarı çıkıp eğleniyor, bensiz yürüyüşler yapıyordu, tıpkı benimle yaptığı gibi ama başkalarıyla. Bense onsuz yaptığım her şeyi tek başıma yapıyordum, kendimi inanılmaz yalnız hissediyordum. Seni unutmak için diyordu saçma sapan kadınlarla birlikte oluyordu ve ben bunu biliyordum. Bir gün başaracaktı beni unutmayı ve ben deliriyordum bunu düşünüp o yüzden benim de saçmaladığım oldu başka tenlerde onu unutabilirmişim gibi geldi. Denedim olmadı, ağlayarak, onu hatırlayarak yarım bıraktım ve kendime bunu yapmaktan, canımı acıtmaktan vazgeçtim. O benden çok sonra şimdi diyor içimde kocaman boşluğun var dolduramıyorum, başkalarına dokunmaktan zevk almıyorum, mutsuzum ve sen beni affetmediğin sürece mutlu olamıyorum. Ama ben affedemiyorum, belki yapmam gereken affedip ikimizin de yollarına gitmesini sağlamak ama yapamıyorum. İçim acıyor hala ilk günkü gibi, bir tek dileğim vardı o da istediğim gibi bir ömür süren bir aşk olmadı, olamadı. Dileğimi harcadığı için ondan nefret ediyorum ve affedemiyorum. Yerimi bir başkasının doldurması fikri beni öldürüyor ve benim hayatımın içinde hep kocaman bir boşluk olacağını bilmekse daha da ölümcül. Bir daha böyle bir aşkı, tutkuyu ve hazzı yaşayamayacağım bu da benim için hiç yaşamamak demek. Ateşli ve tutkulu bir koç burcu kadını için bu nefes almamak gibi bir şey. Yaşıyorum işte 3 aydır eksik de olsam, tamamlanamayacak da olsam ama böyle ömür geçer mi bilmiyorum. Şimdi bir dileğim daha var yaşananları unutup yeni baştan bundan da büyük hem de karşılıklı bir aşk bulmak. Hiç tanımadığınız benim için dua eder misiniz?

p.s: Aynı şeyleri yazmam sizi de sıkacaktı o yüzden fazla yazmıyorum artık, yoksa zor günleri blogumla aşmak gibisi yoktur. Size bu aralar sürekli dinlediğim, müziğine bayıldığım şarkıyı armağan ediyorum J