tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Dua İle...

Deli gibi aşık olduğum adam abaza gibi etrafa saldırıyor çok yüksek ihtimalle, sever mi onları benim gibi bilmem ama bildiğim bir şey var şu an soğuma ve nefret aşamasına geldim. İçimde hissettiğim tek duygu ben mahvolurken onun hayatına devam etmesine duyduğum kin. Kahrolsun istiyorum benim gibi ölmesin ama sürünsün. Benim tanıdığım o cool, dürüst adam nereye gitti acaba? Benim yanımdaki karakterli halini o da özlüyor mudur acaba? Ne hali varsa görsün biz bir ilişki yaşadık nedenleri sonuçları konuşmayacağım ama beni kullanıp atan o olduğuna göre önce ben mutlu olmak istiyorum, ben mutlu olamadan her işi ters gitsin istiyorum. Çünkü ben mutsuzluktan öleceğim sanki, intiharın eşiğine insanlar nasıl geliyor bunu şu an sonuna kadar hissediyorum. Tek bir duayı tüm gün ediyorum, “Allah’ım zerre kadar umurunda olmadığım şu adamı çek al kalbimden, bana öyle birini yolla ki iyiki o beni bırakmış da böyle bir aşka kavuşmuşum diyebileyim. Öyle iyi birini yolla ki ruhumun tüm karanlık yanını geride bırakıp onunla ölene kadar mutlu olayım. Öyle biri olsun ki iyi bir kul, iyi bir evlat, iyi bir eş olmama ve iyi bir anne olmama vesile olsun. Ondan öyle farklı ve öyle ona benzer olsun ki hayatımın bütün eksik yanları onunla tamamlansın. Aynaya her baktığımda olduğum kişiden ve yaşadığım hayattan en ufak bir vicdan azabı duymadan umutla dolayım. Yardım et Allah’ım…”

21 Temmuz 2013 Pazar

Terkin Her Türlüsü

Hep giden ben oldum, dedim ya bağlanma sorunum vardı onu tanıyana kadar. Gelecek göremedim kimseyle, zaman bile yavaşladı çoğuyla ve ben her seferinde yapacak çok işim gidecek çok yerim var mottosuna sığınıp bıraktım gittim. Her gidişimde canım yandı benim, bu kez olur belki diye başladığım her ilişkide karşımdakinin kalbini kırmış olmam vicdanımda kocaman yaralar açtı. Ben sonra bir karar verdim ilişki yaşayamadığımı bağlanamadığımı en başından söyleyerek başlayacaktım bundan sonra yaşadığım her şeye. Başladım da en başından biliyordu benim problemlerimi, ama kahretsin ki senden hoşlandım dedi ve ben ilk kez delice bir çekim hissediyordum birine. Benim bütün ezberimi bozan adam dirensem de düşmemek için aşka beni yendi işte. Çok sancılı bir süreç sonrası o da tam istediğim gibi olduğu anda, bu sefer de onun kafasında problemler başladı. Defalarca terk etti beni, üstelik benim terk edişlerimden de çok daha acımasızca. Hep git dedi, hep seks için geri çağırdı ve ben zaaflarımın peşinde hep onun yanında buldum kendimi. Son bir yıldır tüm zaaflarımı kullandı ve ben de tam ona bağlanmışken defalarca oynadı benimle. Seni seviyorum dedi sesi bile titremeden ben her seferinde inandım iki gün sonra terk edildim, kalbim ruhum her şeyim paramparça oldu benim, o adamın elinde. Oysa benim her terk edişimde vicdanım rahatsızdı, ben umarım çok mutlu olur benden çok daha fazla hak eden biriyle diye dua ederek gittim. Gittikten sonra bile uzaktan kontrol ettim normal hayatına döndü mü diye. Ben her birini terk edişimde geceler boyu vicdan azabıyla gözyaşı döktüm. Keşke bırakılan ben olsam da acı çeken ben olsam dedim sanki terk ederken daha fazlasını çekmiyormuşum gibi. Ama başkaları ben gibi değilmiş, umursamazmış geride kalanın kırılan kalbini, incinen onurunu. İnsan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş ya ben yaşattıklarımın hep daha beterini yaşadım. Terk edildim ben bir adam tarafından hem de defalarca, tüm suçu bana yükledi ve en ufak bir vicdan azabı bile çekmeden gitti. Affedemeyen hiç devam etmezdi karşısındakini kullanmak için ama o bile bile bir yıl benimle oynadı. Her seferinde çağıran adam bu kez sadece seks için arıyor beni ve gayet yüzsüzce söylüyor bunu yüzüme. Ne çektiğim acı umurunda ne de beni yavaşça öldürdüğünü görüyor. Keşke benim sahip olduğum vicdanın onda birine sahip olsaydı. Ben terk edilen olsaydım yine ama terk eden de en azından benim yarım kadar vicdanlı olsaydı. Ama insan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş, ben göremesem de dünya gözüyle inanıyorum ki o da bir gün görecek seven birinin kalbiyle umursamadan oynamak ne demek…

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Kayıp Ruhum

Acım hala ilk günkü tazeliğinde, iyileşmiyor da üstünü kapatıyorum, yok saymaya çalışıyorum. Dostlarımın çoğu çekti gitti çoktan da uzun zamandır aramadığım, onun erkek olduğu için potansiyel asılacak diye varsaydığı eski dostlarımla konuşuyorum bu aralar. Özlemişim muhabbetlerini ama söyledikleri şeyler hep aynı sen de hayatına devam et, o ediyordur eminim hem de uzun süreli bir ilişkiden çıkmış olmanın erkekleri düşürdüğü boşluk ile saldırıyordur etrafa. Bu halini hiç sevmedim diyorlar sonra senin muhabbetin eğlenceliydi, konuşurduk, eğlenirdik, diğer kızlar gibi değildin saçma sapan şeylere takılmazdın, alınmazdın, trip atmazdın. Değiştim diyorum onlara eski halimi hatırlamıyorum bile, ama yeniden öyle olmayı çok isterdim. Tek gecelik ilişkilerin adamını bana getiren belki de böyle farklı olmamdı, diğer kızlardan ne farkım vardı niye ben tek gecelik kalmadım sende dediğimde, seninle çok güzel vakit geçirmiştim, muhabbetin güzeldi o gece demişti. Beni ben yapan, diğer kadınlardan ayıran farklılıklarım vardı benim, rahattım her şeyi direkt söylerdim, alınmazdım, stratejik değil içimden geldiği gibi davranırdım, beklentim yoktu kimseden, vazgeçilmez bir gülümseme vardı yüzümde. O geldi hayatıma önce yavaşça bağladı beni kendine, sonra sırf o çok kıskanç diye kendimi geri çektim, yanlış anlaşılmaktan korktum. Erkeklere mesafe koydum, kız arkadaşlarımla ise derdimi bile anlatamadığımdan araya giren soğukluk nedeniyle koptum. Bir baktım ki sonra gülümsemem bile kaybolmuş bir tek onunlayken mutluydum ve gülüyordum, hayatımın en önemli parçası o olmuştu ve ben onsuz hep eksik hissediyordum kendimi. Bugün içimde oluşan boşluk tarif edilemez bu yüzden, beni ben yapan her şeyi yavaşça elimden alan adam gittiğinden beri ne eski ben olabiliyorum ne de yeni ben olarak yaşamaya devam edebiliyorum. Kayıp gibiyim, saçmalıyorum farkındayım, insanları irite ediyormuşum gibi hissediyorum sessizleşiyorum sonra nefes alamıyorum gibi geliyor yeniden başlıyorum konuşmaya. Saçma sapan bir insan oldum ne eskisi gibiyim ne de yenisi gibi, ruhum bir süredir kayıp benim…

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Yağmur Kız

Az önce dışarıdan geldim sırılsıklamdım duş aldım ve yazmalıyım bunu dedim bilgisayar başına oturdum. Malum ayın 15’i kirayı yatırmaya çıktım deli gibi yağan yağmura rağmen, bir sigara yaktım yürüyordum sokakta. Bir kız gördüm nasıl ağlıyordu sanki zaman kırılması olmuştu da ben ağlıyordum yine bir sokak arasında. Önce baktım sanane derse ne diyeceksin yürü dedim kendime sonra dayanamadım ona doğru yöneldim. Neden ağlıyorsun, ben de o kadar çok ağladım ki bu sokaklarda dayanamadım merak ettim dedim. Yok, yok bir şey dedi önce, yüzüne şefkatle baktım çünkü aynadaki kendim gibiydi. Konuşmaya başladı hıçkıra hıçkıra ağlıyordu ikimiz de sırılsıklamdık. “ Bana inanmıyor yapmadığım bir şey için, 4 yılımı verdim ben ona şu halime bak bir şey yapmış olsam içim acımayacak ben bir şey yapmadım ama inanmıyor nasıl canım yanıyor…” Siz de ıslanıyorsunuz beklemeyin isterseniz dedi yok  öyle yürüyüşe çıktım, ben de kısa süre önce terk edildim ve acı çekiyorum, aynı şeyleri ben de yaşadım dedim kısaca hikayemden bahsettim. 1 yıldır sayısız ayrılık yaşadık böyle sokaklarda çok ağladım ve bu kez gerçekten bitti her şey canım çok yanıyor benim de dedim. Öğrenci misin dedi hayır çalışmaya başladım kısa süre önce, bir yıl önce mezun oldum onun için Ankara’da kaldım ama o beni terk etti dedim. Birlikte ağladık tanımadığım kızla, donumuza kadar ıslatan yağmurun altında tireye titreye. Ailem dedi istemiyor onunla olmamı babam defalarca dövdü beni, bana mısın demedim çok aşığım ona. Aşık oluyoruz ama karşı taraf aynı şeyi hissetmeyince olmuyor belki de biz kaderi zorluyoruz, ben bıraktım zamana sen de bırak istersen dedim, yaşayamıyorum onsuz dedi. Benim geçtiğim aşamaların hepsini geçmemişti henüz belli. Ben de onsuz yaşayamıyordum güya ama işte bir şekilde yaşıyor insan biraz ağlak, biraz yalnız, biraz parçalanmış, biraz yitik… Nefes alamıyorum sansa da çokça yaşamaya devam ettiğine göre alıyor insan.
Ne kadar oldu bırakalı dedi, 3 temmuzdaydı dedim gözlerim dolu, çok yeniymiş dedi gözleri daha da doldu. Defalarca aldatıldım ama ben ondan hiç vazgeçememiştim, o benden geçti dedim, mecburen kabullendim. İçimdeki kocaman boşluğa rağmen yaşamaya çalıştığımı, o başkalarının kollarına koşarken benim ne denli acı çektiğimi ama baş ettiğimi anlatıyordum tam, sevgilisi geldi bin arabaya diye kızdı inanın bu da çok tanıdıktı. Tanıştığıma memnun oldum istersen gideceğin yere bırakalım dedi, gerek yok yürümek iyi gelir acıya, ben de memnun oldum dedim, ağlayarak arabaya bindi ve ben de yürümeye devam ettim. Hiç tanımadığım, adını bile sormadığım bir kız dünyada bu acıyı tek çekenin ben olmadığımı hatırlattı bana. Gözyaşlarımı yağmurlar arasına gizledim. Aşk diye düşündüm tek taraflı olunca yetmiyor biri hep daha az seviyor ve çok sevenler hep çok yanıyor... Islak ve buz gibi bir halde tam eve girerken dinlediğim şarkı buydu:


12 Temmuz 2013 Cuma

Unutacağım Seni

Evet hala seviyorum seni, evet hala bayılıyorum tenine, evet hala gel dersen tutamıyorum kendimi, evet hala minicik de olsa bir umut bekliyor içimde seni, evet yaşatıyor hala bir yanım bizi ama bir gün, işte bir gün geldiğinde ben de senin gibi yavaşça kayacağım başkalarına doğru. Susuyorsam hissetmiyorum mu sanıyorsun başkalarının kollarına koştuğunu? Geliyorsam hala kanatıyorsam yaralarımı, iyileştirmeden sonuna kadar mikrobunu salmak istediğimden bilmiyorsun. Ve ben yeniden seveceğim, yeniden başlayacağım ama ben bu kez tenimi ve bedenimi içimden geldiği gibi sunmayacağım, emin olmadığım hiçbir aşka. Sende çok şey bırakmış olabilirim ama derslerimi aldığım kesin. Bu da bana senden kalan son ders olsun, ben artık sevmediğim, sevilmediğim hiçbir yerde ne bedenen ne ruhen varım…
Unutacağım seni artık benim olmayan teninde, işte o gün ruhum tamamen özgür artık…

11 Temmuz 2013 Perşembe

Önce Rüyamda Bitmişti

Aslında hazırlıyordum ben kendimi hatta olacağını öngördüğüm gelecek hayalim rüyama bile girmişti bir kez de manyak mısın sen bunu mu planlıyorsun kafanda der diye hiç bahsetmemiştim. Ayrıldıktan sonra Ankara’da yaşayamayacağımı bildiğimden kendimi İstanbul’da görüyordum rüyamda, bir gün bir yerde karşılaşıyorduk neresi olduğunu ben de bilmiyorum onun yanında bir kadın vardı öyle çok güzel değil normal güzellikte herhangi biri işte. Benim için başka birisi olması yeterli bir iç acıtıcı sebep zaten. Ben sarhoştum rüyamda tökezleyerek yürürken onu görüyordum bir anda ve elini tuttuğu kadını. Karşı karşıya geliyorduk, gözlerim doluyordu ve bana nasılsın diyordu, soğuk, halime acır gibi bir sesle. Her şeyimi kaybettim diyordum ailemi, kardeşimi kaybettim, abim de benimle görüşmüyor. Rüyamda ölmüşler gibi bir acı hissediyordum böyle diyince. (Nasıl acıtasyon yapmışım kendime rüyamda aman Allah’ım, Allah göstermesin yokluklarını) Kendimi ise uzun zamandır hissetmiyorum zaten diyordum, gülümsüyordum saçma sapan tıpkı gerçekten sarhoş bir insan gibi. Sonra nasıl oluyorsa tanımadığım insanlardan oluşan kalabalık masalarına dahil oluyordum bir anda, beni eski bir arkadaş diye tanıtıyordu o kadın dahil herkese, ben de bozuntuya vermiyordum. Benimle ilgili sorular soruyorlardı, özellikle de yanındaki kadın ve ben hayat hikayemi anlatıyordum, en net hatırladığım ise bir zamanlar deli gibi aşık olduğum adam beni bıraktı, gitti o şimdi mutlu başkasıyla, ama benim hayatım hep b.k gibi gitti diyişim. Sahi kabul etmek istemiyordum ama mutlu görünüyorlardı sanki. Neden bu kadar içtin diyorlardı, hep içiyorum diyordum. Kariyer yapmışım sonra rüyamda ama diyordum para var da huzur yok, geceleri uyuyabilmek için hep içiyorum. Anılarımdan kaçmak için, unutmak için, özlememek için gidenleri… Gözlerine bakıyordum sanki benim sevdiğim adam değil ve gözlerim dolarken kayboluyordu herkes bir o, bir ben kalıyorduk. Mutlu olmana sevindim en azından hayat sana adil davranmış ben sevdiklerimi kaybetmeye öyle alıştım ki korktum başkasını sevmeye gibi bir şeyler diyordum sonra da sağlığım da iyi değil artık hala korkuyorum yalnız ölmekten. Şefkatini hissederek uyanıyordum rüyamdan. Nasıl etkilenmiştim, gerçekten gözüm yaşlı uyanmıştım o gün, o yüzden çok net hatırlıyorum ne yazıkki L
Evet anlatırsam gerçek olur diye korktum rüyamı ama onun tamamen gittiğini bildiğimden rüyam birkaç gündür hep aklıma geliyordu, saçma ama bir rüyaya inanmak o başkasını sevecek ben hep yalnız kalacağım diye korku sarıyordu içimi. O yüzden paylaşmak istedim. Ve dileğim Allah yaşatmasın rüyamı, ne ailemin kaybını ne de yıllar sonra da mutsuz ve yalnız olduğum bir hayatı… Sizler de dileyin benim için gerçek olmasın hiç biri L Ailemin hayatta olduğu ve benim bir gün başka biriyle mutlu olduğum bir hayat diliyorum kendime, o da kendi hayatında mutlu olsun inşallah…

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Biz Artık Yokuz...

Hayatım boyunca hep bağlanmakla ilgili bir problemim olmuştu, hep ilgi bekler kendimden bir şey vermezdim. İlişkide heyecan isterdim sürekli, değişiklik arayışındaydım bu yüzden sadakatle ilgili ciddi problemlerim vardı. Bundan dolayı kendimden nefret ediyordum, vicdanım hiç rahat etmiyordu ve aldattıktan sonra devam edemeyip ayrılıyordum hep. Bir süre dingin bir hayat istiyor sakin düzgün bir adam buluyor sonra onu da bırakıyordum. O yüzden bir gün karar verdim hayatımı yalnız geçirecektim tek başıma kalmaktan, ilgisizlikten çok korktuğum halde ve hiç evlenmeyecektim. Bu kararımı verdikten sonra saçma sapan bir ilişkinin içinde buldum kendimi, sonra bir bakmışım sarhoş bir gece bekaretimi kaybetmişim. Ondan sonra da iflah olmam sanıyordum işte. Psikolojim göçmüş, hayatım dağılmış haldeydi. Ama sadece bir buçuk ay sonra o karşıma çıktı tekrardan. Uzun zaman önce bir gece kalabalık bir şekilde dışarı çıkmıştık, o gün aramızda bir çekim vardı ama gerisini getirmemiş muhabbeti kesmiştik. Psikolojimin kötü olduğu o günlerden bir gün onun yazmasıyla muhabbete başladık Facebook üzerinden. Birkaç gün sonra da yüz yüze görüşmeye karar verdik.
2 yıl önce 18 Mayıstı, ertesi gün tatil diye seçmiştik o günü benim finallerimin öncesi olmasına ve hala devam eden saçma sapan ilişkime rağmen. Tunalıda buluşmuştuk, muhabbetinden nasıl da zevk almıştım. Bütün gece korkularımdan ve hayattan bahsetmiştik, tam olarak sevmediğim biriyle olduğum için pişman olduğumu ama bırakmaya da korktuğumu, ailemin yüzüne nasıl bakacağımı bilemediğimi anlatmıştım ona ve o da kendinden örnekler vermişti bana. Gecenin sonunda şaraptan başım dönüyordu ve karşımdaki adam başımı daha da döndürüyordu. Hep ilgimi çeken fırlama tiplerden ama aynı zamanda konuşmasından fark edilen bir olgunluk hali. Etkilenmiştim işte. Hiçbir şeyi umursamadan gittim evine ilk sevişmemiz öyle müthiş değildi ama onda beni çeken bir şeyler vardı. Çırılçıplaktık uyandığımda yatağında ve ben ilk kez bir yerden kaçıp gitmek istememiştim, bir ten bu kadar çekebilir miydi beni? Ve aramızdaki tutku arttıkça da seks daha zevkli hale gelecekti bilmiyordum o zaman. Sonra yaz boyu görüşmeye devam ettik, evde yalnızdım ve ramazanda yemek yapıp davet ediyordum onu iki güne bir, hep geliyordu. Sadece evde takılıyorduk ve ben ona bağlanmaktan deli gibi korkuyordum. Biz sadece takılıyoruz bu bir ilişki değil diyordum kendi kendime ve sonra o benimle sevgili olmak istedi. Ama ben hep korkmaya devam ettim, günübirlik ilişkiler yaşayan bu adam bana hiç mi hiç güven vermiyordu. Çok kısa süredir birlikteydik korkuyordum ama bağlanıyordum ona ve o aralıkta askere gitmek zorundaydı. En kolayı askerdeyken yokluğuna alışmışken kurtulmaktı ondan, ben onu aldattım ama yine de vazgeçemedim. Öğrendim ki o da her çarşı izninde internet kafeye gidip kızlarla konuşarak aldatıyormuş beni. Vicdan azabından dolayı geldiğinde ayrılmak niyetindeydim ama yapamadım. Bambaşka bir adam gelmişti, işte şimdi istediğim gibiydi, her şeyi mahvedeceğimi bile bile itiraf ettim ona ben hep dürüsttüm çünkü. O da itiraf etti ben affettim, o ise beni hiçbir zaman affetmedi, tam 1 yıldır sürekli olarak aldattı beni ve her seferinde beni suçlayıp hatamdan dolayı terk etti. O bencildi ne yazıkki benim ona verdiğim önemi hiçbir zaman bana verememişti. Bir yıl boyunca hep denedi benimle olmayı ama kafasında oturmuyordu hiçbir şey ve bu da beni kullanmak oluyordu. Çok seviyordum onu, ilgileniyordum, maddi manevi her zaman destektim ona, tüm hayatım oydu öyle çok önemsiyordum onu. Ama biliyordum o hep en başından beri gitmeye hazırdı, ben kendime itiraf etmekten hep korktum. Alıştığı hayat tarzından çok uzaklaştırmıştım onu o günleri, özgürlüğünü özlediğinin farkındaydım ama öyle o olmuştu ki hayatım, öyle her şeyimdi ki kaybetmekten ölümüne korkuyordum onu. Aldatıldım, terk edildim yine de her seferinde o arayınca koşa koşa gittim, dibinden ayrılmayınca hiç bırakmayacakmış sanki beni gibi. Hayatım boyunca ilk kez birine zaafım vardı, kimseye bağlılığı olmayan bünyem onda aşkı ve bağlılığı öğrenmişti ama çok geçti. Onun da dediği gibi temelleri sağlam değildi bizim ilişkimizin, bugün her şey ne kadar güzel olursa olsun, ne kadar mutlu olursak olalım gitmişti. Hala sevsek de birbirimizi, kıskançlığımızdan ölsek de biz yokuz artık 3 Temmuz’dan beri. Tam bir haftadır onsuz nefes almaya çalışıyorum, canım yanıyor bazen ağlıyorum bazen dalıp gidiyorum, ama yok o gitti, olmayacak bir daha diyorum kendime. Başka bir hayatta başka şartlarda korkularımız olmadan tanımayı dilerdim onu. En başından aşkından yanmaya razı olmak isterdim. Ama olmadı… Ya da silmek isterdim hafızalarımızı, sıfırlamak isterdim her şeyi. Yeni baştan flört etmek, tanımak, aşık olmak, tenini keşfetmek ama hiç bırakmamak elini. Yine de isterdim başka bir şehirde onunla yeniden başlamayı. Yeni dostlarla, yeni bir ortamda sanki öncemiz yokmuş gibi, herkes öyle bilsin isterdim ve bir ilişkinin aşamalarını en baştan yaşamak isterdim. Biraz zaman tanısın kendine yalnız kalsın sonra da gelsin çeksin alsın beni bu cehennemden isterdim ama biliyorum ben her şeyi unuturum, sıfırlarım ama o unutmaz asla L
Her ayrıldığımızda hayırlısı olsun diye dua ettim, birlikte olabileceksek çok uzamasın Allah’ım bu ayrılık dedim. Hiç uzamamıştı, ama bu kez başka ben seninle hiçbir zaman evlenmeyeceğim diyerek gitti, bana hayatım boyunca ilk kez evlilik hayali kurdurabilen adam. Bir ömür onu seveceğim derken şu an yapayalnızım hayatta ve ben artık ne eski hayatımı hatırlayabiliyorum ne de onsuz bir hayatın hayalini kurabiliyorum. Onun yanında başkasını göreceğim güne bile hazırlıyorum kendimi de kendi yanımdaki kareye bir başkasının hayalini bile koyamıyorum. Sanki bir ömür yalnız ve mutsuz olacakmışım gibi hissediyorum, bir daha kimsenin teni tenime değmesin hep böyle kalayım istiyorum. Daha gençsin diyorlar bilmiyorlar ben bundan sonraki yıllarımı bile bıraktım sanki onda. Unutmam öyle uzun bir zaman alacak gibi gözüküyor ki önümde. Özlüyorum güzel gözlümü, çok özlüyorum ama hazırlıyorum kendimi o artık benim değil bir başkasının olacak ve ben umudumu kesene kadar hep onu bekleyeceğim. Bundan sonra da onu unutmadan kimseyi hayatıma sokup ahını almaya niyetim yok, yalnızlığımla yaşamayı öğrenmem gerek…

7 Temmuz 2013 Pazar

Kırdı ve Gitti...

“Hayatının geri kalanını birisiyle geçirmek istediğini anladığın zaman, hayatının geri kalanının mümkün olduğunca çabuk başlamasını istersin.” (When Harry Met Sally)

Peki o hayatının geri kalanını seninle yaşamak istemiyorsa, o zaman ne yaparsın? Sadece ağlar ve gidersin geldiğin yere. İlk kez biriyle hayatını geçirebileceğini düşünmüş biri nasıl gider peki bunu hiç düşündün mü? Hayır sanmıyorum sen hep bencildin işte, öylece bıraktın gittin beni ne olacağımı hiç düşünmeden. Umursamadan çaldın son bir yılımı sayısız ayrılıklarımız sonunda hep sen dedin bana özledim gel diye ve zaafım vardı sana deli gibi aşıktım anlıyor musun, ondan geldim her seferinde koşa koşa. Kendin gibi duygusuz sanıyorsun beni ama ben öldüm anlıyor musun hep içten içe bildiğim ama öğrenmek istemediğim o sözcükleri duyduğumda. “ Ben seninle evlenmeyeceğim, ayrılmak istiyorum, seni geleceğimde göremiyorum. Sen bana güvenmiyorsun ben de sana güvenmiyorum, sen beni aldattın, ben bunu unutamıyorum…” Kafamda yankılandı evlenmek istediği kişi ben değilim belki bir başkası. Biliyorum şu an sende atlatamıyorsun, şimdilik düşünmek için erken ve ondan bana ben evlenmeyi düşünmüyorum kimseyle diye yalan söylüyorsun ama bir gün isteyeceksin ve o kişi ben olmayacağım canım nasıl yanıyor biliyor musun? Neden oynadın benimle 1 yıl boyunca, neden umut verdin, hayal kurdurdun bana derken; pişkince o da benim hatam olsun senin hatan gibi dedin ya nasıl parçalandım biliyor musun? Kimse kimseyle bu kadar oynamamalı oysa aşkından kör olmuş da olsa senin için her şeyi yapacağını bilsen de insansan eğer kıymamalısın ona bu kadar acımasızca. O kişi ben olduğum için değil insan olmanın gereklerinden dolayı yapmamalısın. Hiç mi vicdanın sızlamayacak bir gün sen çok mutlu olduğunda beni böyle umursamazca yıkıp gittiğine? Kendime güvenimi, erkeklere güvenimi, tüm hayatımı alıp gittiğini bilmeyecek misin, peki ya yeniden sevmemin çok zor olduğu hiç mi aklına gelmeyecek? Ölüyorum ben her gün biraz daha, gururum işte o geri geldi, dün gece aradın gel sevişelim dedin ve gelmedim ya işte artık izin vermeyeceğim beni anlık zevklerine kurban vermene. İlk kez istemedim seni midem bulandı senden anlıyor musun, bütün erkekler gibi nasıl karşımda seks için küçüldüğünü hissettim. O artist tavırlarınla git dediğin kadına telefonda lütfen derken minicik kaldın gözümde. Ama yine de ben seni affetmeye çalışıyorum bugün değil belki ama bir gün bana gerçekten değer veren birini seversem işte o zaman iyi ki beni terk etmiş diye teşekkür edeceğim sana. Eğer ben senin yüzünden bir daha kimseye güvenemez ve sevemezsem işte o zaman içimden ettiğim tüm beddualar çıksın senden, çünkü sen bunu hak ettin. Ve hala mesajımda dediklerim geçerli:
“Hiç hayalini kurmadığım uzun ilişkilerden, hiç istemediğim evliliklerden, hiç bakmadığım gelinliklerden, hiç sevmediğim ve istemediğim çocuklardan, hiç sahip olamayacağıma inandığım düzenli hayattan, hiç hissetmediğim aitlikten sen sorumlusun; hepsinin hayalini kurmama neden olup yine hayallerimde teker teker öldürdüğünden. Benden çaldığın zamanın ve kurdurduğun onca hayalin kırıkları da bir ömür batsın sana, nasıl olsa kalbime batması kadar yakamaz canını. Bir daha da kimseyle oynama bu kadar, günahına girme. …’ya (yakın bir arkadaşım), o kadına da hak veriyorum derken kendime bile itiraf edememiştim ama ne farkım var ki ondan seviyorumlara inanıp yıllarımı verirken, bir gülüşüne bütün hayatımı ortaya sererken. Ben de sadece sevdim onun gibi aldatıldığımı, evlilik hayallerinde olmadığımı, bir gün terk edileceğimi bile bile. Aşıkta gurur yoktur ama ben yine de bir gün köşeme çekilip seni uzaktan sevmeyi becericem, bunu da kendim için değil senin için yapıcam. Ama bugün içim yanarken konuşmama tahammül et en azından bunu borçlusun bana.”

p.s: Bu değildi aslında derdim, çok başkaydı, birlikte yaşadığımız evi boşaltışımızı anlatacaktım ama karşımdaki insan o kadar şerefsizce planlamış ki her şeyi önce anılarımız olan evden çıktı sonra beni kolayca terk etti. Üstelik daha önce de bıraktı beni ama bu kez bambaşka görünüyor çünkü bu sefer benim de gururum tarif edilemez bir şekilde kırıldı…

p.s 2: Candan Erçetin’e bayılırım yeni albümü de çok hoş olmuş, sanki bütün şarkıları benim hayatımdan kesitler taşıyor, iyi geldi bunu yaşayan tek ben değilim dedim. Şu an dinlediğim de bu yazının şarkısı olsun.



2 Temmuz 2013 Salı

Sorma

Tarifi imkansız sıkıntılar içindeyim, sebebini bir ben biliyorum da anlatmaya mecalim yok… İçimde kat kat sıkıntı, boğuluyorum. Bugün kendimi kirli, yitik, eksik ve yetersiz hissediyorum. Hep hayırlısı diyorum ama kaderim bazen bana çok ağır geliyor. Çünkü bazen hayat sadece nefes almaya çalışmak… Yazacağım elbet ama bugün değil…