tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Nisan 2013 Cuma

Tanıdıkmış Duygular

Eşyalarımla oradan oraya sürüklendiğimi fark ettim bir anda, eskiden şehir şehir gezdirdiğim sırt çantamı pek kullanmaz olmuştum, poşetlerde taşıyordum sevgilimin evinden kendi evime. Ne kadar saçma bir görüntüsü vardı poşetlere tıkıştırılmış kıyafetler, makyaj malzemeleri gibi özel eşyaların. Sonra bir görüntü canlandı gözümde, yıllar önceye gittim. Oğullarını kendi evine evlendirip en sonunda en küçük oğluyla yaşarken hep birlikte oğlunun evine taşınınca bir daha hiç evi olmayan dedem ve babaannem geldi aklıma. Orası onların eviydi evet hala, en azından emektar eskimiş bir yatakları bir de gardolapları vardı odalarında. Arada bir haftalığına değişiklik olsun diye yatıya geldikleri diğer oğulları vardı bir de işte, öyle poşetlere doldurur birkaç kıyafeti gelirlerdi bizlere. Sonra dedem gitti bir mayıs akşamı bir anda. Yengem daha yedisi bile çıkmadan odayı zapt etti ve tek kişilik yataklar atarak babaannemle çocuklarını aynı yere sığdırdı. Poşetlerinin sayısı arttı babaannemin artık bir aydan kısa kalmıyordu bizlerde, sıraya bindirmişti sanki sığamıyormuş gibi hiçbir eve, göçebe bir hayata yol almıştı. Poşetlerde eşyalar hiç yerleşmeden dolaplara öylece gezdi dört yılı aşkın süre. Sonra o da gitti bir kasım sabahı dedem gibi bir anda. Nereden geldi aklıma niye doldu gözlerim bir anda? Eğer hala hayatta olsalardı vermez miydim onlara minik bir valiz ve dolaplarımızda birkaç raf? Burası sizin eviniz diye hissettirmez miydim her zaman kapımızın açık olduğunu? Şimdi olsa anlamaz mıydım damdan düşmüşken onların halini? 2007’den beri ailemden uzaktayım, eşyalarım hep valizlerde o eve gittiğimde, çoğu zaman eşyalarımı yerleştirmeye bile vakit bulamayacak kadar kısa süreli bir misafirim. Göçebeyim çoktandır, kendi evim Ankara’da şu an son demlerini yaşadığım öğrenci evimdir. Sevgilim askerden gelip kendi başına yaşamaya başladığından beridir poşetlerle gidiyorum evine, doğru düzgün yerleşmeden oradan oraya taşıyorum sürekli eşyalarımı. Kendi evimde bile misafir oldum iyice tıpkı babaannem gibi. Ben anladım seni ama çok geç kaldım be babaanne, geçen hafta bininci kez kavga edip sevgilimle toplayıp geldiğim poşetleri günlerce yerleştiremedim ya evime, elim gitmedi ya bir türlü onlara baktım ve seni anladım. Senin ne hissettiğini ilk kez anladım ve ağladım. Baktım sanki poşetlerdeki kıyafetler benimkiler değil de seninkiler oldu gözümde, ben sen oldum üzüldüm. Öğrendim ki ev ev üstünde olmazmış ve insanın ne olursa olsun her zaman dönüp gidebileceği benim diyebileceği bir evi olmalıymış. Poşetlerde eşyaları, yer açamasa da kendine, sığamasa da dolaplara dönüp geleceği bir evi olmalıymış. Evini senin evin olmaktan çıkartanlar adına ben utandım, sen yine de evim dedin oraya son nefesine kadar ama bugün olsa izin vermezdim o iğrenç duyguyu hissetmene, sana her yerde kocaman yer açardım kendini evlatlarının evinde sığıntı gibi hissetmeyesin diye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?