tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Mart 2013 Perşembe

Doğum Günü Gidişi

Yanından bir an bile ayrılmak istemediğin adam bir çizgi çekerse aranıza o çizgiyi ne yapsan aşamazsın, o ördüğü buzdan duvarlar kat ve kat kalınlaşır ama senin sıcaklığın yetmez eritmeye. Ne kadar seversen sev kapatmışsa kulaklarını duymaz sevgi sözcükleri dolu sesini. İnandıramazsın o istemiyorsa. Gitmek isteyen gider, daha dün sarıldığın sıcacık adam öyle bir buza döner ki kahrolursun ama onu geri getiremezsin. Bir adam gitmeyi kafasına koymuşsa eğer istediğin kadar uzatmaları oyna sonunda kaybedersin onu.
Hep gideceğini bilerek sevdim onu, bir gün benden vazgeçeceğini bilerek hayaller kurdum geleceğe dair. Belki dedim olur benim istediğim gibi ama bir kez daha gitti üstelik bu sefer her zamankinden daha soğuk. Bu kez gerçekten bitiyor galiba ama inanmak istemiyorum, ben deli gibi sevdiğim adamı sonsuza kadar kaybetmek istemiyorum.
Doğum günün kutlu olsun birtanem yanında olamasam da ve belki bir daha asla olamayacak olsam bile mutlu ol canımın içi. Benim olmasan da her şeyin en güzeli senin olsun…

27 Mart 2013 Çarşamba

Bu Kez Ben Yapmadım

Şimdiye kadar bir sürü b.k yemiş olabilirim ama yemin ederim ben bu sefer hiçbir şey yapmadım. Saçma sapan bir insan, geçen yıl sarkıntılık eden arayıp rahatsız eden en sonunda ikna edip beni aramamasını sağladığım, gereksiz bir adam durduk yerde aradıysa üstüne beni çaldırdın efendim diye mesaj attıysa nasıl anlatabilirsin işten gelmiş sevgiline ben onu aramadım diye? Nasıl ya nasıl, kaç kişinin başına gelir böyle saçma sapan bir şey? Planladı yaptı desem sürekli sevgilimde kaldığımdan haberi yok en son beni arayalı neredeyse 1 yıl olacak, gerçekten çaldırdım yanlışlıkla desem telefonumda en küçük bir ibare yok vallahi de çaldırmadım. Her şeyim üzerine yemin ettim ve o sustu sadece hiçbir şey söylemedi. Ama asıl aptal benim, ne biçim insanlara bulaşmışım al işte yok edip üstünü kapatmak istediğim geçmiş bir türlü yok olmuyor. Saçma bir zamanda saçma yerlerden ben buradayım ve seni hep rahatsız edeceğim diyorlar resmen. Yalvarırım beni rahat bırakın, çok seviyorum diyorum onsuz yaşayamam diyorum dünyadaki hiçbir erkek umurumda değil gözüm ondan başkasını görmüyor diyorum ne olur yok olun ya ne olur. Anlattım inanmadı işte bana, ama en çok sevdiğim kaybetmeyi göze alamayacağım her şeyin üzerine yemin ederim ki ben bu sefer gerçekten hiçbir b.k yemedim. Yahu deli gibi aşık olduğum adama hediye bakıyordum ben o gelmeden önce, ne işim olur elalemin adamıyla? Önüne gelenle fuckbuddy olan kadınları bile exleri bu kadar aramıyor neden beni hiçbir şey yaşamadığım allahın takıntılıları bile bu kadar çok arıyor ki? Yatakta bile yarım metre ara açtı aramıza sevdiğim adam bense ağlayarak onu izliyorum mutlu musunuz şimdi? Ne olur yok olun hayatımdan ya ne olur, bırakın benim çok güzel bir hayatım var. Ben onsuz ölürüm ve Allah şahidim ki sizin yüzünüzden kaybedersem onu sizi de kendimle beraber götürürüm…

26 Mart 2013 Salı

Yazamadım Ki!

Yazma yetimi kaybettim hükümsüzdür!
Açıyorum sayfayı bir cümleye başlamak istiyorum, hani o ilk kelimeyi yazabilsem cümle tamamlanabilecek ve sonunda ortaya bir yazı çıkacak gibi geliyor ama olmuyor, tek kelime bile çıkmıyor zihnimden ya da parmaklarımdan. Kaç gündür içimde anlamsızca birikmiş yazma isteğinin aksine yetimi kaybetmişim yok olmuyor. Bari yazamadığım o süreçte neler yaptığımı yazayım da bir ihtimal bu zinciri kırmama vesile olabilir.
O müthiş lodosun olduğu cuma günü kalktım memlekete gittim, aylardır gitmiyordum ve tam gününü seçmiştim. Gecikmeli ve maceralı bir yolculuk sonrası evime ulaştım. Yok bu cümle bana uymadı, evim demek ne garip geliyor hayır annemle babamın evi orası ben kendimi oraya ait hissedemiyorum ne yazıkki, o evden çoktan çıktım ben, Tanrım ne olur oraya dönmek zorunda kalmayayım L Gitmişken ailemin aldığı akıllı telefonumu da kaptım geldim, lay lay lom benim de artık akıllı bir telefonum var. Cio Çocuk “Akıllı insanların akıllı telefonu olur.” diye dalga geçemeyecek benimle J Aaa tabiki gelmeden bir de sonunda cesaret edip annemin de etkisi ile endoskopiye girdim bir kez daha ve ülserimin geçtiğini öğrendim çok şükür. Annemin müthiş meyve kokteyli karışımından içtim bolca ama bu vitamin deposu bile engel olamadı daha yola çıkmadan gribe yakalandım. Hayır ben hep grip olurdum ama hep ayakta geçirirdim, ilk kez yattım dinlendim, bolca ilaç içtim, meyve yedim, ıhlamur bal limon her şeyi karıştırdım ama bir hafta sonunda daha dün iyileşebildim. Artık öleceğime inanmaya başlamıştım ki geçti çok şükür, tam burnum daha az akıyor sanki iyileşiyor gibiyim diyorum tekrar başa dönüyor nasıl bir hastalıksa, bu kez geçtiğinden kesin emin oldum tamam geçti dedim sonunda. Tabi bir de sesim tam olarak düzelse tamam olacak, hala hafiften bir boğaz ağrısı, geniz akıntısı mevcut. Her neyse zamanı böyle saçma sapan geçirdim işte, sürekli uyuz kedi gibi yattım, yattım ve yattım. Yazacak bir şey yok dahası, tek dileğim var tekrar yazabilme yetisi istiyorum.

15 Mart 2013 Cuma

Uykum

2 saat sonra memleketime gideceğim çooook uzun zaman sonra. Sabahın köründe işim olduğu için eşyalarımı dün evime gelip hazırladım, bilgisayarımı da getirmiştim öğlen hepsini alır çıkarım diye. O yüzden dün gece uzun zaman sonra ilk kez bilgisayarım olmadan yattım. Bir özelliğim var geceleri uykuya dalamadığımdan müzik açıyorum ya da dizi filan. Dün şartlandırdım kendimi çok erken kalkacaksın uyumalısın dedim, bir de bilgisayar ışığı olmayınca zifiri karanlık filan 12:30’da yattığım gibi uyumuşum. O ışık var ya gözüme vuran, işte o beni mahvediyormuş. Ailemle yaşarken ışıkta uyuyamadığımı ve geceleri radyo dinlediğimi hatırladım. İşte o zaman daha iyi uyuyormuşum, hatta bunca zamandır uykumu kalitesizleştiriyormuşum resmen. Ama kötü yanı şu ki hani o geceleri eşyalardan gelen anlamsız sesler, komşuların su sesinin gece 2 kat güçlü duyulması gibi şeyler beni korkutarak uyandırıyor. Sabaha kadar o kadar çok uyandım uyudum ki, sabah ise 6’da rüzgar sesiyle korkarak uyandım ve geri uyuyamadım resmen. Oysa 1 saat daha uyuyacaktım. Ben ki yalnız başıma kalsam da, elektrikler gitse de korkmamalarımla ünlüydüm. Demekki kamufle ediyormuşum bütün sesleri rahat rahat uyuyormuşum. Şimdi düşünüyorum da ışığı olmayan hafifçe ses yaparak korkmamamı sağlayacak bir yol yok mudur erkenden ve kaliteli uyuyabilmem için?

13 Mart 2013 Çarşamba

Dün Bitmeliydi

Anlattı komikmiş gibi o b.ktan hikayeyi sustum ve dinlemeye çalıştım ta ki o kadarını da söyleyene kadar. Anlattırmadım sonunu zaten dinlemezdim de titriyordum sinirden ve o farkında değildi. Geçmişin gölgesi neden hiç gitmiyordu üstümüzden? Sadece iki gün geçti üstünden gitmek istediğim bir yeri söyledim. “Bunu söylemek istemezdim ama seninle oraya gitmek istemiyorum, hatırlamak istemiyorum tekrar yaşadıklarımızı, söylediklerini” dedi. Oysa o gün bambaşkaydı bugünden bambaşka. Ben silmiştim dünü yepyeni bir yarına hayal kurmuştum. Geçmişin gölgesi neden hiç gitmiyordu üstümüzden?
Başlarda başkaydı evet, korkuyordum beni hep kendine çeken bu adama bağlanmaktan, isteğim dışında beni kendine bağlaması ama benim istediğim kadar beni sevememesi korkutuyordu beni. O gittiğinde dağılanları toplamam için yalnız kalmamalıydım ben, ilgisiz yaşayamazdım, o lanet karaktersiz huyum yüzünden. Benimle ilgilenecek erkekler olmalıydı ki etrafımda sonuna kadar sömürüp toplayabilmeliydim dağılan psikolojimi. Ama ben anladım ki hata yaptığımı, o yüzden herkesi öldürüp geldim. Şu an etrafımda bana ilgisi olan hiç erkek yok, aslında pek erkek de yok artık hayatımda. Bir o var hayatımda, hayalimde, her anımda ve her şeyimde. Ne olacaksa olsun dedim her şeyi yaktım, aşkta yanmaya razı oldum ben. O giderse bugün ben biterim biliyorum ama umurumda değil artık dedim ya ben her şeyi göze aldım geldim, işte bir de o lanet geçmiş bıraksa ya peşimizi. O bilmiyor ama ben her şeyi yıkıp geldim. Hani sürekli hatırlıyor ve hatırlatıyor ya acaba ben unuttum mu sanıyor? Benimleyken olanları unuttum mu sanıyor sustu diye, hesap sormuyorum diye, peki benden öncekileri komik diye dinlemeye tahammül edebilirim mi sanıyor? Geçmişin gölgesi neden hiç gitmiyor üstümüzden?
Oysa tek bir isteğim var senden: Bana anlatma sakın ben geçmişimi öldürüp geldim, tahammülüm yok anılara hele bir de başkahramanı bir başka kadın olan anılara...

11 Mart 2013 Pazartesi

Telefonu Açmazsam Eğer

Bu aralar Facebook’ta sıkça karşıma çıkıyor siz de biliyorsunuzdur telefona cevap vermediğimizde kim ne düşünür.

Benim annem türlü felaket senaryoları yazar kafasında, 23 kez aramayı başarır kendisi. Hem babamdan hem kendinden arar bir de kombine şekilde sanki duymadığım o telefonu hangi numaradan aradığı fark ediyormuş gibi J. Çocukları rahatsız etme çok sık arama, sorgulayıp durma diyen babama inat annem bu durumda evhamlıdır. Normalde 2-3 güne bir konuşuruz ama bir kez aradı da ulaşamadı mı tamam tüm Ankara’yı ayağa kaldırır sağ olsun. Ne evden araması eksik kalır ne de ev arkadaşlarımı. Sayesinde sinemada bile sık sık kontrol ederim telefonu çalmış mı diye maazallah film bitene kadar polis teşkilatı bile ayağa kalkabilir korkusu ile. Ne kadar başkalarını arama, ben gördüğüm an dönerim sana ya sessizde kalmıştır ya da duymamışımdır desem de sökmüyor ne yazık ki, öğretemedim ben anneme.
Sevgilim ise deliriyor duymayınca, nasıl telefonun sesini duymamayı başarıyorsun diye küplere biniyor kendisi. Ama ona öğretebildim çok şükür çantamdayken kalabalık yerlerde duymuyorum, titreşimi de hissetmiyorum. Evdeyken duştayken açamıyorum haliyle, bulaşık yıkarken yine su sesinden duyamıyorum, süpürge filan tutuyorsam eve de hiç şansı yok yani. Açıklamamı dinledikten sonra susuyor neyse ki. Geçen yıl askerdeydi kışın ve hep dışarıda sürttüğümü düşünüyordu, şimdi anladı aynı evde işim varken annemin 38 kez aramalarını duymamamızdan.
Babamsa bir şey düşünmez bir kez arar ve duymazsam işim bitince dönmemi bekler. Aradan çok zaman geçmişse merak eder sadece ama nadirdir zaten babamın telefonunu duymadığım. Mantıklı saatlerde arar kendisi, açmıyorsam muhtemelen dersteyimdir. Yani bu konuda bir sorunumuz yoktur.
Şu an görüşmediğim hırs küpü bir arkadaşım telefonu duymadığımda sorumluluklarımı unutup eğlencedeyim sanırdı. Kendisi ailesiyle yaşadığından düşünemezdi, dersler ve projeler dışında bir evin sorumluluğunu taşıdığımı, yemek yapmak, evi temizlemek gibi işlerle meşgul olmak zorunda olduğumu. Her ne kadar sebep belirmeden benimle görüşmeyi kesmiş olsa da kendisiyle bu tarz meseleler sebebiyle görüşmüyoruz artık muhtemelen. Hala çok samimi olduğum, yurttan beri arkadaşım olan dostum ise aralıklı olarak birkaç kez arar ve birinden birinde duyacağıma inanır ki başarır da. Bu konuda takdir ederim kendisini.
Son olarak aslında yaptığıma gelecek olursak doğrudur, o çantada mutlaka telefon kaybolur. İstersen içi boş olsun diyeceğim ama asla da boş olmaz o çanta, içine yanlışlıkla ben düşsem beni bile sondaj çalışmasıyla kurtarırlar J. Yani o telefonu ya duymam, ya duysam da telefona ulaşamam. Ulaştığım anda ise hep çok geç kalmış olurum.

6 Mart 2013 Çarşamba

Sevgilimle Hayat

Bir yılandan korktum bir de hırsızlardan, tabiki kabuslarımda. Çocukken dedemlerin köydeki evinde yılanlı oda dediğimiz bir oda vardı vakti zamanında eve yılan girmiş, dedem o odadaymış yılanı görmüş sakince duruyormuş ama babaannem görünce çığlıklarına köy halkı toplanmış öldürmüşler filan. Biz de kuzenlerimle o yılanı ve odayı anıp korkardık, hiç birimiz o odada kalamazdık küçükken. Oysa evdeki tek kanepe o odadaydı niyeyse diğer odada fare tıkırtıları eşliğinde, yerde minderlerde yatmak daha güvenli geliyordu bize. Sanırım korkum o zamanlardan geliyor. Hırsız korkumu ise bilmiyorum, belki küçükken biz evde yokken evimize hırsız girmesinden sonra başladı, ya ben evdeyken hırsız girerse korkusu, belki de daha sonra. Bildiğim bir şey varsa kabuslarımda ya yılanlar sarar etrafımı ya da hırsızlarla göz göze gelirim bıçak saplarlar bana. Sevgilim işe gittikten sonra birkaç kez hırsız korkusuyla uyandım tekrar uyuyamadım onu aradım biliyor bu korkumu. Bugün de nereden estiyse kapıyı üstümden kitleme ihtiyacı hissetmiş ama akıllı bana hiç söylememiş. Akşam fazla mesai sonrası 9’u geçerken eve geldiğinde yine kendi açmış kilidi sonra da bana gelmiş sen korkma diye kapıyı kitledim bilmiyorsun tabi dedi. Gülmeye başladım, o da güldü, tabi bilmiyorsun nasıl korkmayacaksın ki dedi mantıksızlığını fark ederek. Gerçekten hiç korkmadım bilmediğimden, evden hiç çıkmadığımı da buradan anlamış olduk dedim güldük.
Bu aralar garip şeyler yaşıyoruz sürekli geçen hafta pazar gecesi yatak odasında hamam böceği görüp çığlığı bastım. Yazık Cio Çocuk tuvaletten çıkıp nasıl yanıma geldiğini bilemedi tabi o arada o koca hamam böceği kaçtı gitti. İlacı aldık elimize aradık taradık her yeri ilaçladık ama yok yok bulamadık. O sırada bir de itiraf etmez mi geçen gün böcek gördüm demiştim ya sana salonda işte o da hamam böceğiydi o yüzden aldım aslında bu ilacı. İyice korkudan ölüyorum yani artık, ben yatmam o odada dedim tabi yalnız da yatamam o saatten sonra acaba yanıma gelecek mi diye bakıyorum neyse ki o da yatamadı taşıdık her şeyi salona kanepede yattık. Ne rahatsız bir geceydi ama sabaha kadar uyuyamadık doğru düzgün. Yazık o işe gidecek sabah, ben o gittikten sonra uyudum tabiki. Ertesi gün isterse böcekler yesin beni ben bir daha öyle berbat bir gece geçiremem dedi de odada yattık. Günlerce telefonun ışığıyla terliğimi kontrol edip öyle basıyordum yere. Sonra cumartesi günü yani neredeyse bir hafta sonra bizim mevta hamamböcekleri ortaya çıktı. Biri mutfakta biri yatak odasında, öylece ters dönmüş can çekişiyorlar. Neyse ki onlardan da kurtulduk, daha önce de mutfağı karıncalarla paylaşıyorduk ondan da aynı markanın karınca ilacıyla kurtulmuştuk. Yani Detan bizim her şeyimiz, kapsül teknolojisi filan J
Az önce de yatmadan önce yatakta How I Met Your Mother izliyoruz, hiç sesi çıkmıyor diye uyudun mu diyorum hayır diyor. Dizi bitti itiraf etti az önce uyudum ben araları kaçırdım hep, sen güldükçe uyandım çaktırmamak için bende güldüm diyor. İyi de uykun vardı madem niye demedin uyusaydın sabah erken kalkacaksın diyorum, sen kızıyorsun uyuyunca diye korktum diyor, sanki çok korkarmış gibi benden. Baya güldük, çocuk taklidiyle “Sen kızarsın diye uyandırdım kendimi uyutmadım şimdi de uyuyamıyorum, sen hep kızıyorsun bana uyuyunca L” dedi durdu. Uyuttum sonra bebeğimi, yakın arkadaşımla yatmadan önce dedikodusu yaptık ve şimdi de düşünmeye başladım diyaloglarımızı. Bazen garip bir çifti oynuyoruz bazense sıradan. Ama hep eğlenceliyiz sanki ya da ben kötü şeyleri hatırlamaktan hoşlanmıyorum en kötü anların bile güzel kısımlarını düşünüyorum sürekli. Kısacası bu aralar garip şeyler yaşıyoruz bir yandan korkarken bir yandan gülüp eğleniyoruz. 

5 Mart 2013 Salı

Latince'den Seçmeler

“Homo sum, humani nil a me alienum puto” yani “İnsanım, ve insani olan hiçbir şey bana yabancı değildir.”  demiş Terentius bundan 2.200 yıl önce… Milattan önce duygularıma tercüman olması ne kadar ilginçtir ya da insana dair olan hiçbir şeyin yüzyıllar geçse de hiç değişmemesi. Eskiden asla ile başlayan cümleler kuranlardandım, sonra gördüklerim, yaşadıklarım yani beni şaşırtan, ezberimi bozan şeylerin sonucunda insana dair hiçbir şey şaşırtamaz beni. Nasıl olur, aklını kaçırmış olmalı, o asla böyle şeyler yapmaz diyeceğiniz insanlar öyle şeyler yapıyor ki sizin aklınız bile almaz. Bazen öyle bir hale geliyorsun ki hani marjinal olan bizdik bile diyorsun. Kısacası hayat ilginç, biz de insanız her şey mümkün…

Ovidius ise “Militat omnis amans” yani “Her aşık bir savaşçıdır.” demiştir. Savaşmadan aşk olur mu ki? Her şeyin yolunda gittiği bir ilişkide tutku yoktur bana kalırsa, tutkunun olmadığı yerde ise aşk yoktur. Aşkı güzel yapan uğruna savaşmaktır ve senin için biri savaşıyorsa işte o insana aşık olunmaz da ne yapılır?

“Memento audere semper” ise “Her zaman cesaret etmeyi/denemeyi unutma.” demektir. Denemeden başaramazsın bu bir gerçek ve cesaret etmediğin sürece büyük başarılar elde edemezsin. Hayat pes etmeden denemeyi gerektirir, yenilsen de bir cesaretle denemeye devam ettiğin kadar varsın.