tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Şubat 2013 Çarşamba

Evlilik Mi?

Evlilik mi? Yok artık!
Daha okuldan mezun olalı bir yıl bile olmamış arkadaşlarımın yarısı nişanlandı, üstelik evlenenler bile mevcut. Hele çocukluk ve gençlik yıllarından memleketten tanıdığım arkadaşlarımdan çocuğu olanlar bile var. Hayır ben ne yapıyordum da onlar bu kadar hızlı ilerledi, daha sevgilileri olduğunu bile yeni öğrenirken evlendiler bilmiyorum. Çocukken birlikte sokaklarda koşturduğum arkadaşım kucağında çocukla bize bayram ziyaretine geldi yahu daha ne olsun, bana da ailemin dizinin dibinde kahve yapmak düştü. Oysa bana kuzenim nişanı sırasında kurdeleden bile vermemişti, sen daha küçüksün okulun bile seneye bitiyor diyerek J Kısacası etrafımda bir evlilik muhabbetidir gidiyor. Beyaz eşyalar kaç para, düğün yemekli mi, yemeksiz mi olmalı, tüm bunların maliyeti gibi konularda ihtisas yapmak üzereyim ki komik olan kısmı bırak kısa vadeyi, uzun vadede bile böyle bir planım yok henüz.  Geçtiğimiz yaz abimi ve kız olan kuzenimi de evlendirdik ki kız tarafı olayını da erkek tarafı olayını da çok iyi biliyorum.(Şekil a) Damat ya da gelini aileye takdim, ailelerin tanışması, kız isteme ya da verme, söz, nişan, takılar, çiçekler, çikolatalar, kuruyemiş kesecikleri (bizzat ellerimle doldurdum), kocaman yaptırılan gümüş şekerliklere kadar her konuda bilgi sahibiyim. Bu yüzden nişan hazırlığındaki arkadaşlarımın da başvurduğu kişi konumundayım. Hayır ben evlenme meraklısı değilim, hiçbir zaman da olmadım ama hormonlardan mıdır nedir herkes böyle bir telaş içine girdikçe ben kendimi evde kalmış gibi hissetmeye başladım. Kendi çocuğum olacağı yok bari bir yeğenim olsa da onun süt kokulu masumiyetini içime çeksem doya doya diyorum. Yok kesinlikle psikolojim bozuldu, benim işim bile yok daha ne evlenmesi? Niye kendi niyetlerinize beni alet ediyorsunuz, sormayın bana böyle şeyler? İnsanlar nasıl bu kadar hızlı bir şekilde böyle bir sorumluluk altına girebiliyor ki? Sevgilimin evine kısmen yerleşmiş olsam da artık evli gibi olup birçok konuyu aşmış olsak da benim için bu hala evcilik oyunu gibi. Ailemin dünyadan haberi yok ve daha uzun süre olmayacak da ve biz de bu oyunu oynamaya daha çok devam ederiz gibi. Hem öncelikle kariyerime bir adım atmam lazım, hala babama bağımlıyım ben yahu. Herkese kolay ve kısa olan her yol benim için hep uzun olmak zorunda zaten. Çünkü ben planlamadan, hazır olmadan hiçbir şeyin altına imzamı atmam, o yüzden ne kadar psikolojimi bozmaya başlasanız da ben böyle iyiyim, tek bekar kalan ben olsam da evlenmeyeceğim J

26 Şubat 2013 Salı

Mutluluk Ne Dersen Eğer

Mutluluk bazen sadece sarılmak, bazen bir bakış, bazen bir çocuğun gülüşü, bazense sevdiğinin. Mutluluk herkese göre, her zamana göre ve o anın duygusuna göre değişen bambaşka bir duygu. Bazen güneşli bir pazar sabahıdır mutluluk, bazen onun kolları arasında uykuya dalmak. Bazen hala nefes alabiliyor olmaktır, bazense huzurla verilen son nefes. Bazen sadece sevmektir uzaktan da olsa, karşılıksız da olsa, bazen yalnızlıktır. Birinin mutluluğu yağmurlu bir günü camlar ardından izlemektir, diğerinin ki sevdiğinin elinden tutup rüzgara karşı koymaktır. Tarifsizdir mutluluk, kimseninki kimseye benzemediğinden, cebinde biriktirdiğin mutluluklarının bile an ve an değiştiğinden. Küçük bir öpücükten, sevgi sözcüklerine, aşka ya da bazen sadece arkadaşlığa her şeydir mutluluktur.
Hepinizinki başka ama bana göre dünyanın en mutlu insanı benim şu anda. Sevdiğim adamın kollarında uyuyorsam hala, kalbim onunla hep gereğinden fazla atıyorsa, içimdeki heyecan hiç bitmiyorsa ve daha sayabileceğim milyonlarca sebebe sahipsem benden mutlusu yok şu dünyada. Varsın zaman daralsın, yarın belirsiz olsun, her geçen gün aileme karşı mahcup olayım ben her şeye rağmen çok mutluyum…

21 Şubat 2013 Perşembe

İstiyorum

Çok şey istiyorum mesela şu an yazmak istiyorum, aynı zamanda yazacak bir konumun olmasını da. Çamaşırlar toplansın, katlansın sonra yerlerinize marş komutumla ortadan kaybolsunlar istiyorum. Ev biraz derlensin toplansın ben yerimden kımıldamayım istiyorum. Beni yatağa bağlayan karnım ağrımasın istiyorum ama bu iyi bir şey aslında anne olmak için çok gencim o yüzden karnım ağrımasın ama regli olayım istiyorum. Hava bu kadar soğuk ve kapalı olmasın istiyorum. Memnun olmadığım hayatımla mutluymuşum gibi yapmaktansa her şey yoluna girsin istiyorum. İç huzuru istiyorum her şeyden çok. Sevgilimden ayrılmak zorunda kalmayım yerleşeyim artık şu şehre istiyorum. Paranoyak şekilde ondan şüphelenmemek istiyorum, telefonunu Facebook’unu kontrol etmemek istiyorum, bir de beni sevsin hiç aldatmasın. Geceleri uyuyabilmek istiyorum, düşünmemek hiçbir şeyi. Yine de her gece onu izlemek istiyorum hiç bıkmadan, nefes alışından huzur bulmak. Her şeyin başı para olmasın istiyorum, bu kadar çok çalışmak gerekmesin, henüz gençken zamanımızı en güzel şekilde geçirebilmeli. Huzur istiyorum, bolca da mutluluk. Çok şey istiyorum ama hepsi mini minnacık, benim içinse koskocaman…

19 Şubat 2013 Salı

Cinsellik Üzerine Korkularım

Cinsellik üzerine çok mu düşünüyorum? Hayır çok değil herkes kadar belki de sadece erkekler kadar. Ama son zamanlarda arkadaşlarım yaşımız ilerliyor evlenelim artık moduna girdiğinden ve geçmişte çok sevgilileri olmadığından, sevgililerini ellerinde tutmak amacıyla oturup bunları araştırıyor benimle konuşuyorlar filan. Ben daha önce hiç kızlarla konuşmadım ki başlarda utanıyordum, sanki kızların hiç cinsellikle alakası yok sadece benim var gibi hissediyordum. Bunun yanı sıra benim ergenlikten beri sahip olduğum içimdeki dürtülerin onlarda yeni oluşmuş olması ilginç geliyor. Gerçi onların araştırması da bilmediklerinden, benim yaşadıklarımın yarısını bile yaşamadılar muhtemelen. Etrafımdaki insanlar biraz içe kapalı, biraz da mutaassıp ne yazıkki. Çevremden farklı olduğumdan yakınmam, onlarla hiçbir şey paylaşamadığımı dert etmem bundan. İlginç olan şu ki memleketim tutucu sayılır ve ben de ilk öpüşmemi 18 yaşında yaşadım. Daha sonra her yıl bir ilki yaşadım ve ilk gerçek seks deneyimimi yaşadığımda 22 idim. Nasıl bu kadar hızlı yol aldım ki? Eskiden utandığım şeyleri nasıl yaptım? Cinselliği keşfederken utanıyordum küçükken, ergenliğimden beri ise içimde bastırdığım şeyler vardı, etrafımdaki tüm kadınlar gibi benim de tabularım vardı ve aklımda hep böyle şeyler olduğu için kendimi suçlu hissederdim. Ben kendimi hep tuttum, sakladım içimdekileri kendimden bile. Sonra üniversite hayatı ile o çevreden uzaklaşışım, artık özgür olma isteğim, kendimle iç kavgalarıma bir son vermek istemem kısacası tabularımı yıkmaya başlayışım. Çok hızlı yol aldım, aslında yol aldığım kendimdi, tamamen sahte olan, topluma uygun olarak kendi ellerimle yarattığım ben. Nasıl öldürdüm onu ve yeniden bir kimlik yarattım bilmiyorum benim içinde hiç kolay olmadı o kısacık sürede yaptıklarım. Artık o cinselliği arzulayan içimde sakladığım kız yerine dilediğini yaşayıp da saklayan bir kadın var. Ama ben hala içimde çatışıyorum, artık çok düşündüğümden değil hala cinsellikten korkuyor ve kendimle barışamıyor oluşumdan bu kadar çok bu konuyu yazışım. Düşünüyorum çıkamıyorum içinden, yazıyor yazıyorum herkesin korkup kaçtığı konuların ben üstüne gidiyorum, yani korkularımın.

17 Şubat 2013 Pazar

Gözyaşı Karışırken Duşa


Kötü bir gün geçirmişsindir, belki de uzun zamandır yolunda gitmeyen bir şeyler vardır da o gün doruklara ulaşmıştır, gözyaşların ucuna kadar gelmiştir aktı akacak. Evde yalnızsındır belki de ama tutarsın kendini, ağlarsan güçsüzlüğünü kendine itiraf edecekmişsin gibi gelir. Tutarsın, ben çok güçlüyüm her şeyi hallederim havalarında. Zaten yalnız değilsen hiç belli etmezsin sorun yok ben iyiyim, neşeliyim ayaklarında. Bazıları için güçlü görünmek önemlidir çünkü. Sonra dersin ılık bir duş alayım, bana hep iyi gelir. Suyu ayarlarsın girersin duşa, sanki hayatın bütün yükü üstünden akıyormuş gibi, oh iyi gelmiştir ılık su rahatlarsın. Öyle rahatlarsın ki son kalan enerjinle akıverir gözyaşların hiç beklemediğin bir anda. Ağladıkça rahatladığını fark edersin bu sefer hıçkıra hıçkıra ağlarsın ve boşaltırsın içindeki tüm negatif duyguyu. Yalnızsındır o suyun altında, kendine itiraf edemediklerinse akıp gidiyordur daha iyi ne olabilir ki duş bittiğinde daha güçlü olacaksın bilirsin. Bazen öyle ağırdır ki uzun zamandır yüklendiğin yük çöker kalırsın öylece duşun altında, sular akar, gözyaşların akar ama için ferahlar, su her şeyi temizler çünkü…

14 Şubat 2013 Perşembe

Sevgililer Günü

Sevmiyorum ben bu sevgililer günü olayını saçma ve yapmacık geliyor. Benim için sevgilimle geçen bütün günler özelken neden bizim için özel olmayan bir güne anlam yüklemek ki? Tanıştığımız gün değil, her hangi bir şeyin ilkini yaşamadık o gün hatta ilk kez birlikte geçireceğiz çünkü geçen yıl askerdeydi o gün sevgilim, o zaman bu günün nesi özel? Bence değil ama geçen yıl odunluk yaptım telefonda bir şey söylemeyecek misin derken sevgilim ne söyleyeceğim sevgililer günü kutlayacak halimiz yok ya dedim ve odun damgasını yedim. Kutlayalım demedim ama sözle de olsa kutlayabilirdin ben kutlayacaktım vazgeçtim dedi telefonu kapattı. Bazen böyle de öküz olabiliyorum, sor bir adama değil mi belki o kutlayacak, illa hediyeleşmek mi olacak sanıyorsun? Ne bileyim işte o an öyle bir şey yaptım üstelik bu yıl da hediye yok anlaşması yaptık ama bu geçirdiğimiz tüm günler gibi yine baş başa geçirilecek bir geceyi engellemez bence. Her günkü gibi bir sevgililer günü bekliyor bizi, bana saçma gelse de bizim ve siz diğer sevgililerin sevgililer günü kutlu olsun. Ve yalnız olanlar bir yerlerde ruh ikiziniz sizden ayrı yaşamaya devam ediyor, umudunuzu kaybetmeyin çünkü ben çok değişik tanışma hikayeleri olan çok aşık çiftler dinledim umut hiç bitmez, şimdiden sizlerin de günü kutlu olsun J

13 Şubat 2013 Çarşamba

Diziye Ağlama Potansiyelim

Yine bir gece ve yine sevgilim saatlerdir yanımda uyurken ben uyuyamıyorum. Bilgisayardan televizyon izliyorum, Kuzey Güney’in izleyebildiğim son bölümü var, düzenli takip etmediğimden bilmiyorum ne kadar geride kaldı bu bölüm ama yine içim cız etti. İzleyenler bilir hani şu Kuzey’in bakışı vardı ya babasının evleneceği kadın ve oğlu evlerine geldiğinde çocuk babasının kucağına atladığı anda, işte orada ilk izlediğimde ağladım. Şimdi ise başka pencerelerde dolaşırken o sahnenin yaklaştığını anladım ve ekrana döndüm yine içimde bir hüzün dalgası yayıldı. Ne zordur değil mi çocuklar için; babasının, kendilerinin hiçbir zaman göremedikleri sevgiyi bir başkasının çocuğuna fütursuzca dağıttığını görmesi? Kadınlar ve erkeklerin doğasındaki belirgin farklardan biridir, bir kadının eğer kendi çocuğu varsa başkasının çocuğuna böyle sevgi göstermesi zordur ama erkekler için daha kolaydır niyeyse. Gençlik deneyimsizlikleri ile yeterince değer veremedikleri ilk karıları ve çocukları varken yerine gelenler daha çok ilgi görür genelde. Ya yaşlılıkta yalnızlığın zorluğunu anladıklarından ya da alışık oldukları düzenin bozulmasından, kadınlar gibi hayatlarının geri kalanını yalnız geçirmektense başka birini bulma yoluna giderler. Bahane de hazırdır yalnızlık erkekler için zor. Peki ama neden onların değerini daha iyi bilirler? Erkeklerin genelde böyle olduğunu bildiğimden Kuzey Güney’i izlerken annelerinin eski kocasını yılbaşında takip ettiği sahneler ve Kuzey’in o tanışma sahnesinde gözlerim doldu, duygulandım. Her ne kadar o anneye uyuz olsam, sürekli söylensem de o kadına acıdım o anda. Evlilikleri boyunca kendi güzel bir söze bile hasretken başka bir kadına ellerinde çiçeklerle giden eski kocasını izledi… Bir çocuksa çocukluğunda alamadığı sevgiyi başka bir çocuğa hediye etti bakışlarında…  Belki de geçmişte hep böyle hikayeler dinlediğimden. Anneyi de geçtim belki kadın bunu hak etmişti ama ben en çok çocuklara kıyamıyorum. Annemin bir sözü vardır annesi olmayanın babası da olmazmış. İşte annesinin bile sevgi göstermediği bir çocuğun babası da yoktu, buna ağlanırdı…