tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Aralık 2012 Pazar

Yılın Sonu

Yılbaşı demek tatil demek, dönüşte yeni yılın yeni yazılarıyla burada olacağım. Bir de yeni yıldan tek isteğim Allah’ım sen gönlümdekileri biliyorsun :p 2012 birçok açıdan kötü bir yıldı yine de Allah aratmasın ve bir daha vermesin o günleri diyor herkese mutlu mesut huzurlu yıllar diliyorum… J

27 Aralık 2012 Perşembe

Orgazm Olabilmek

Gazetede bu yazıyı okuyunca yazmak geldi içimden, bir anda bir cesaretle. Aslında nasıl yazacağımı çok bilmiyorum çünkü her ne kadar sevgilimle çok rahat konuşabilsem de başkalarıyla konuşurken benim için de tabu bu konu. G noktası ya da bölgesi değil de orgazmı yazmak istedim yazabildiğimce. Bana hep ilginç gelen bir konudur, yazıda da bahsettiği gibi bir çok kadının hiç yaşamayıp bundan şikayetçi de olmaması. Hayvanlar bu işi üremek için yapıyor olsa da biz insanlar hem zevk hem üremek için yapıyoruz bu bir gerçek. Peki ama o zevk almayan kadınlar ne için yapıyor, kocalarına karşı bir görev bilinciyle mi? Ya da şunu merak ediyorum ne kadar büyük bir zevki kaçırdıklarını bilseler de bu kadar rahat olurlar mıydı olmasam da olur derken? Peki sevişmek eyleminin vermek olarak görülmesi bu zevk almayan kadınların ödülmüş gibi, kendileri zevk almadan yapmasından mı kaynaklanıyor acaba?
Orgazm nasıl olunur bilmiyorum, ben art arda olabiliyorum ama bu büyük ihtimalle aşık olduğum kişiyle yaptığımdan, tenine dokunmak bile bana haz verdiğinden. Bu konuda gerçekten şanslıyım, kendimi rahatlıkla ona bırakabiliyorum ve bu da bana muhteşem orgazmlar olarak dönüyor. Hatta bazen numara yaptığımı bile düşünebiliyor, her seferinde nasıl bu kadar olabiliyorsun diye. Belki ilginç ama gerçekten hiç numara yapmıyorum ki söylüyorum da bazen daha küçük bazen daha büyük orgazmlar olduğunu. Tutku, zevk, aşk, bütünleşme isteği hepsi birbirine geçmişken olmamak mümkün değil ki benim için. Tabiki nadiren çok zor olduğum zamanlar da oluyor kafamın çok meşgul olduğu zamanlar ya da sevgilimin ne düşündüğüne kafamı taktığım zamanlar gibi. O vücuduma nasıl dokunacağını artık o kadar iyi biliyor ki gene oluyorum ama şiddeti farkı oluyor.
İşin aslı vücudunu tanımak, partnerine tanıtmak sanırım. Bu konuda Türk kadınlarına tavsiyem tabularınızı yıkın kendinize dokunun ve dokundurtun. İnanın erkekler orgazm olmanızdan acayip hoşlanıyor, sanmayın ki bencilce önemsemiyorlar. Hangi erkek seviştiği kadının zevkten titremesinden, nefes alış verişinin değişmesinden, sesine hakim olamamasından hoşlanmaz ki? Bu birlikte aşılacak bir konu ve bir tavsiyem de G noktasını boşverin herkesin zevk aldığı yer ya da oluş şekli farklı diye düşünüyorum. Çünkü erkek daha önce kaç kadınla birlikte olursa olsun ilk seferlerinde acemice yaklaşır ve zamanla tanır vücudu, zevk zamanla katlanır. Bu da herkesin birbirinden farklı olmasından kaynaklanır. Kısacası temel zevkler aynı olsa da detaylara inildiğinde herkes birbirinden farklıdır ve herkesin orgazmı kendine özeldir. Kiminin klitoris orgazmı olurken kiminin vajinal orgazm olması gibi farklılıkların yanında verilen tepkiler, vücuttaki etkiler de farklıdır.
Benim inancıma göre bir çift arasında cinsel uyum ve ten uyumu ne kadar iyiyse ilişkileri de o derece güzelleşir, aralarındaki bağ bu oranda kuvvetlenir. Tutku dediğimiz olay da buradan gelir. O yüzden herkese aşk, tutku, sevgi ve mutlu cinsellik diliyorum J

24 Aralık 2012 Pazartesi

Yeni Yıl Dilekleri Mim

Biricit beni mimlemiş öncelikle kendisine teşekkür eder, yeni yıl dileklerime başlarım J
1) Her şeyden önce her şeyin hayırlısını istiyorum, hepimiz için hayırlısı ne ise o olsun. Valla artık yok ısrarım, benim istediğim gibi olsun diye, böyle mutlu olunmuyormuş öğrendim J Her şeyi O’ndan iste, ama hayırlısını O’na bırak, verdiklerine şükret…
2) Huzur istiyorum, en önemlisi de iç huzur. Geçen yıl vazgeçilmezim olan iç karartıcı ruh hallerinin bu yıl bana uğramamasını diliyorum.
3) Allah sevdiklerimizle hep birlikte mutlu, huzurlu, bol kahkahalı günler versin bize.
4) Aileme sağlık, huzur, standart hayatlarını sürdürecek kadar para, hep alıştığım gibi mutlu günler diliyorum.
5) Bu noktada bencilleşiyorum ve sevgilim de beni sevsin, o da bana aşık olsun istiyorum. Tamam hayırlısı filan ama bu istediğim, hayırlısı olsun isterdim yalan değil. Benim onun yanında mutlu olabildiğimden daha da çok mutlu olsun benimle J
6) En önemli şeylerden birini unuttum iş istiyorum, iş! Artık bulayım şöyle kafama yatan bir iş ve tabi bende onların kafasına yatayım ki alsınlar beni işe. Çok parada filan gözüm yok mutlu olayım yeter. Tabi sevgilimin dibinden ayrılmam, şehir değiştirmem filan gerekmesin daha mutlu olurum J
7) Sevgilimin içinden arada çıkan öküz ölsün istiyorum J
8) Sevgilimle bu kadar kafayı bozmamak, arada ona nefes aldırmak istiyorum ama benden başka kimseyi fantezilerine bile sokmasın istiyorum J
9) Bir işim olsun sonra da kendime ait evim, evet evet bunu çok istiyorum J
10) Şart değil ama bir araba olsa o da fena olmazdı J Bir de hiç bilmediğim sokaklarda kaybolma zevkimi artık gerçekleştirebileyim ve tabiki yanımda sevgilim olursa daha da bir şey istemem J
11) Sadece kendime değil, dostlarıma da iş, güç, mutluluk, huzur, aşk!
12) Sadece ben değil bütün bloggerlar ve hatta bütün dünya mutlu olsun istiyorum. Gülen yüzler gördükçe daha çok gülelim, anlamsız hırsları bırakıp paylaşmanın değerini bilelim, olumlu düşünelim olumlu şeyler olsun.
13) Yeni bir çevre edineyim ve onların yanında kendim olabileyim, insanlarla konuşabileyim, dertleşebileyim. Tüm bunların sonucu olarak da kendi kendimin psikoloğu olayım, kimseye anlatamadığımdan depresyona girmeyeyim istiyorum.
14) 2012’nin tüm yaraları izleri ile birlikte yok olup gitsin İS-Tİ-YO-RUM!!!
15) Üç günlük dünyada artık ağlamayalım hep gülelim İS-Tİ-YO-RUM!!!
16) Son olarak tüm dünya için tam benlik bir dilek: Aptal yargıların olmadığı insanların sadece insan olarak değerlendirildiği, ayıplanmadığı, kınanmadığı bir hayat ve hoşgörüyle, insan sevgisine dayalı bir toplum. Dürüstlük, hak ve adaletin göstermelik değil gerçekten olduğu daha temiz bir toplum. İnsanlığımızdan utanmayalım artık be!

Yazdıkça aklıma daha çok geliyor o yüzden kısa kesmeye çalışarak bende MelodramBir Genç Kızın Hisli Defteri, Diloş’unKayfesiAslı, Senden Benden Bizden’i mimlerim. Tabi ki ben tek tek kimler yapmış yapmamış inceleyemedim ama isteyen herkes yeni yıl dileklerini yazabilir J

19 Aralık 2012 Çarşamba

Gecikmiş Veda

Öyle aşıklar ki annemle babam birbirine görücü usulüyle evlendiklerine inanamazsınız. Hani bazen annem için babamın çocuklarından önemli olduğunu bile düşündüğüm olmuştur. İşte bende huzurlu yuvamızda onların aşkına imrenerek büyüdüm. Ben büyüyecektim, hırslarımın doğrultusunda kariyer yapacaktım ve sonra aşık olacaktım. Hayat hiçbir zaman hayal ettiğin gibi olmuyormuş. Annem hep siz de aşkı bulun inşallah der, hep öyle dua ederdi. Sanırım ben annemin dilediği aşk hakkını boşa kullandım. Karşılıksız bir aşka düştüm ben. O beni hiç benim onu sevdiğim gibi sevemedi, belki de hiç sevemedi. O kariyer planlarımdan ilk kez biri için vazgeçmiştim, onunla mutlu olmayı gerçekten her şeyden çok istemiştim. Benim bu aşkta çok canım yandı. Öyle çok canım yandı ki kalbimi alıp sanki çiğnemişler gibi kanadı her yerim.  Oysa ben öyle güzel aşık olmuştum ki o benden çoktan gittiği halde hala kabullenememiş onu bekliyorum. O vazgeçilmez gururum bile çoktan terk etti beni, gurursuzca kapısında köle oldum ama nafile işte sevemedi. Boşa zorladım ben, kabullenmek gerek artık benimle mutsuz beni sevmiyor işte, kabullenmek gerek. Kalbim artık söz dinle yetmedi mi çektiğin acı? Öyle çok yandı ki canım benim artık cesaretim yok yeni bir aşka, ben bu acıyı bir kez daha çekemem. Zaten annem tek ve büyük bir aşk dilemişti ben onu da kaybettim. Yanlış aşkta kaybettim hakkımı. Keşke benimki de annemin ki gibi karşılıklısından güzel bir aşk olsaydı ama olmadı işte, kalbim aşka küstü artık. Ben yine de tüm gurursuzluğumla onu seveceğim ama uzaktan çünkü yaralanacak yeri kalmadı kalbimin. Ve ben bir daha kimseyi bu kadar çok sevmeyeceğim hatta onu bile…

p.s: Geçen yıl bu zamanlar askere uğurlamıştım onu şimdi ise benden uzakta mutlu olabileceği ama asla benim sevdiğim kadar çok sevilemeyeceği her hangi bir yere… Bu çoktan gitmiş bir adamın kalbine gecikmiş bir vedadır…


Yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti…


Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser...

18 Aralık 2012 Salı

Yarası Saklım

Kucağına al başımı, öylece yatayım sıcaklığında. Sıkı sıkı sar beni, sanki dünyanın ilk günü tanışmışız, bizden başka hiçbir şey yaşanmamış gibi. Öyle büyük şefkat göster ki tüm yaralarım iyileşsin. Yeniden sev beni, hiç kimseyi hiçbir zaman sevmediğin kadar çok. Öyle çok sev ki benimkiyle yarışsın aşkın, aramızdaki tutkuyu metrelerce uzaktan görsünler. Dokunmaya kıyamasın bize hiçbir hain el. Duygu yoğunluğuyla birleşsin tenlerimiz, öyle çok olsun ki gözyaşlarımız hesapsız aksın. Yoğuralım birlikte güzel olan her şeyi, senle benden biz çıkartalım. İki birey, iki hayat, iki aşk, iki hayal ama hepsine rağmen tek yol…

                                                      Bir kırık gençlik hikayesi…     

11 Aralık 2012 Salı

Prangalar Eskidi

Bir günde özler mi insan? Ben özlüyorum bu adamı. Ne memleketime sığabiliyorum onsuz ne de kendi evime. Sanki bir gün ondan uzakta uyuyunca farklı bir sabaha uyanacakmışım ve o artık bir daha hiç olmayacakmış gibi bir huzursuzluk içimde. Arkamı her döndüğümde onu kaybedeceğimi sanarak bunaltıyorum farkındayım, ama onsuz yapamıyorum. Ne zaman iş dışında bir yerlerde olsa kötü şeyler oluyor ve ben onsuz bir hayattan ölümüne korkuyorum.
İçimden tekrarlıyorum sürekli;
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM 
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...           
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana 
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmed ARİF

9 Aralık 2012 Pazar

Biriktirdiklerim Büyüdü İçimde

Siz hiç kendinizden nefret ettiniz mi? Kendinizi affedemediğiniz oldu mu, ya da aynadaki yüzünüzden kaçtınız mı hiç? Canınızın yanmasından korkarken daha çok canınızı yakacak hatalar yaptınız mı, peş peşe sıraladınız mı keşkeleri? Olmaktan korktuğunuz insana dönüştüğünüzü fark edip kendinizden kurtulamadığınız oldu mu? Benim oldu hem de bir kez değil. Ne zaman kaçtıysam kendimden daha çok girdapta kayboldum. Hayatta asla olmak istemediğim ne kadar kişi varsa oldum, ne kadar şeyi kınadıysam hepsi teker teker başıma geldi. Mutlu değilim, gurur da duymuyorum kendimden. Sadece çaresizim, kelimelerse kifayetsiz. Evet ben mutsuzum. Bir yerde zamanın birinde büyük bir hata yaptım sanırım, sonra hayatım sarpa sarmaya başladı. Neresinden tuttuysam elimde kaldı, kaçtıkça daha çok battım. Bütün işlerim ters gidiyor, bu şanssızlıktan daha beter bir sorun. Sanki evren benimle oyun oynuyor tüm iyi dileklerimin tersi olurken, kötü şeyler karabasan olup çöküyor üstüme. Kötü olan her ne varsa mıknatısa koşan demir parçaları gibi gelip yapışıyor bana. Oysa ben inancımı kaybetmiyorum, O’ndan hep hayırlısını istiyorum. Ama olmuyor galiba, benim canım yanıyor, etrafımdakiler benim yüzümden mutlu olmuyor. Ben gerçekten hayırlısını istiyorum, her şeyin hayırlısını. Neyi reva görse razıyım ama hayırlı olan hepimizin acı çekmesi mi? İnanın bana diretmiyorum benim istediğim gibi olsun diye. Başıma her ne geliyorsa sabırla çekiyorum. Ama ben çok yoruldum...
En çok korktuğum şeylerden biri insanların yaralarımı görüp dalga geçer gibi sormasıydı; görüyorlar yaralarımı, iyice bastırarak soruyorlar daha çok canım yanıyor. Yaralarım hiç iyileşemiyor. Diğer korktuğumsa hayatta yalnız kalmaktı ve şimdi iki kişilik hayat bile bana yapayalnız. Herkes uzakta, en yakınlarım bile ve ben sindiğim köşede gözyaşlarımı içimde biriktiriyorum. Cebimde biriktirdiğim mutsuzluklar öyle ağırlaştı ki taşıyamıyorum artık. Ya kader değişmeli artık ya da ben bu hızla mutsuz sonuma toslayıp yok olacağım…
Derdi ve kederi verdi, devasını da veriyor mu acaba ben son gücümle, sabırla direniyorum?

7 Aralık 2012 Cuma

Düzenli İlişki Batmış

Neden bazı erkekler düzenli ilişki yaşadıklarında bunalırlar? Neden hemen evli gibi olduk bu beni sıkıyor derler? Neden hep üzerlerinde bir baskı hissederler? Hepsi değil dikkatinizi çekerim bazıları böyle. Bazıları bir kadın olmama rağmen benden bile beter evcimenler. Bu tipler beni hep baydı her şeyi birlikte yapalımcılar, sürekli geleceğe yönelik cümlelerle hayaller kuralımcılar. İnsana özel alan bırakmayan bu tipler gerçekten içimi bayıyordu da şimdi neden sürekli ben diyen, bireysel yaşamına müdahale ettiğimi düşünen, sıkılıyorum, bunalıyorum cümlelerini belirli periyotlarla kuran bir adama aşığım hadi bunu anlayalım? Bana benzediği için seviyorum onu, ya da ben o birlikte olamadığım adamlara mı benzemeye başlıyorum onunlayken. Neden hayatım boyunca ilk kez biriyle değil 24 saati, günleri haftaları birlikte geçirsem sıkılmayacak haldeyken, o benden sıkılıyor? Hayat acımasız değil mi, ettiklerimizden daha beterini bulmuyor muyuz? Her şey çok güzel giderken her gün sıkılmadan onu evde beklerken, yemek yaparken, birlikte bir şeyler izlerken bir anda nereden çıkıyor ben bunaldım demek? Eskiden takip ettiği dizilerini izlemiyor oluşu benim suçum mu, ne zaman istedi de hayır izleme dedim  ki? Ya da arkadaşlarıyla buluşmamasını ben mi söyledim, niye benim evde sıkılacağımı düşünüyor ki ben bütün gün onu beklerken vakit geçirebilen biri değil miyim? Anahtarının bende olmasının bizi evli gibi yaptığını da nereden çıkarmış olabilir, hiç habersiz bir baskın mı yaptım ki ona? Ne zaman ben arkadaşlarımla buluşacağım sende buluş ya da eve git dedi de gitmedim? Ben bu evde olmak istediğim için olurken, dünyada en son istediğim şey benden sıkılmasıyken, kendimden sürekli ödünler verirken, rahatsız etmemek için kıyafetlerimi bile getirmeyip günlerce aynı şeyleri giyerken o nasıl bu kadar umursamaz bir şekilde sıkılıyorum, bunalıyorum, biraz özlemem gerek seni der ki? Hala buluşabileceğim birkaç arkadaşım, gidecek bir evim olduğuna göre o istesin ben rahat da bırakırım, ama senden sıkıldım demesin bu kalbimi acıtıyor. Ben bu kadar sıkıcı biri değilim, hele onun yanında hiç değilim, çünkü o benim yüzümü güldürebilen yegane insan. Keşke onun bende olduğu kadar bende onda olabilseydim. Keşke bazı erkekler bu kadar bireysel, bencil ve düzene gelemeyen insanlar olmasaydı…

1 Aralık 2012 Cumartesi

Bizim Ankara

Ankara’da aşık olmak zor iki gözüm diyor ya şarkıda doğrudur, sadece aşkı değil her şeyi zordur bu şehrin. Soğuktur Ankara, sevgilinin ellerine bırakırsın ellerini ısınmaz yine de, içine işler buraların soğuğu. Zaten öyle denizlere çıkmaz yolun, birbirine benzeyen sokakları arşınlarsın sadece. Eğer aşıksan ve onun elini tutuyorsan nerede olduğunun pek önemi yok ama her haftasonu uzun uzun düşünürsün acaba bugün ne yapsak farklı olarak diye. Boşuna düşünürsün, Ankara’nın çok alternatifi yoktur. Araban yoksa gezilecek her yer uzaktır sana, merkezin o sıkıcı kalabalığında bina yığınının arasında kalırsın öylece. Nefes almak zordur bazen buralarda. Kaçacak yerin yoktur, kaosa sığınmayı öğrenirsin bu şehirde. Her hafta düşünürsün farklı olsun diye ama yine de kendini bir başka alışveriş merkezinde bulursun. Bir dergide yazıyordu alışveriş merkezlerinin başkenti diye, yalan değil her yer o birbirine benzeyen binalarla kaplı. Dışarıyı görmeden tüm günü harcayarak geçir diye penceresiz yapılanlarından. Bana göreyse pabucumun başkenti, sevmiyorum işte bu şehri yapılacak bir şeyi yok, gezilecek bir yeri ya da görülecek harikulade bir yeri. Bomboş bir şehir işte tek güzel yanı aşıkken insanın gözü kördür ya anlamazsın bu şehir ne denli gri. Gidilecek yeri olmasa da gezemesen de aşıksan cehennem bile cennet sana. Ankara’da aşık olmak zor belki ama zor olan her şey, her şeye rağmen güzel bu şehirde. Sevmesen de gidememek, ona sarılıp kalmaktır Ankara…