tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

3 Eylül 2012 Pazartesi

Sensizliğin Ertesi


Şimdi saat sensizliğin ertesi, geçmiyor ne zaman ne de acı…
Her gün biraz daha büyüyor içimde özlemin, tüm benliğimi sarıyor. Ama alışıyorum biliyor musun bu acıya ağzımdaki o iğrenç acı tada alışıyorum sanki hep varmış gibi. Daha önce hiç mutlu olmamışım gibi alıştım bu mutsuzluğa ne kadar garip değil mi? Zaman diyoruz ya ilacı zaman geçirmiyormuş hiçbir şeyi sadece bizi alıştırıyormuş bu duyguya öğrendim. Acı tadı hissedemiyormuşsun bir zaman sonra, tatsız tuzsuz oluyormuş hayatın. Ama ben yüzüme yerleştirdim yine sahte bir gülüşü, yaşıyorum sensiz ve öğreniyorum yokluğunla baş etmeyi. Ah bir de sık sık aklıma gelmesen, bir anda dalıp gitmesem, gözlerin gelmese gözümün önüne, dünya kararmasa ve ben soyutlanmasam her şeyden. Zaman durmasa böylesine, uzaklardan gelmese kokun. Unuturdum belki bu kadar çok bahanem olmasaydı eğer.
Henüz fikre alışma aşamasındayım ruhumda alışır mı acaba yokluğuna? Gülüp geçecek hale gelebilir miyim acaba bir gün? Ama biliyorum henüz zamanı gelmedi şu an zamansız, mekansız, amaçsız yaşamaya alışma vakti. Nasıl mı alışıyorum? Ölüm gibi bir şey oluyor sanki uzaklaşıyorum herkesten ve her şeyden, hissizleşiyorum, hiç geçmeyen acıyı bile hissedemez oluyorum ve sonra zaman duruyor, mekan belirsizleşiyor bir boşluk sarıyor ki her yanımı dolduramıyorum derin boşluğunu. Sürekli üstüme gelen duvarlar yıkılıyor sanki bembeyaz bir boşlukta huzurla salınıyorum. Geçmiyor ne zaman ne de acı ama inan ben alışıyorum acıya da yokluğuna da…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?