tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Ağustos 2012 Salı

Onlar Yanlış Biliyor


Hiç böylesine çok sevmemiştim, ayaklarımı yerden kesmemişti aşk, içimde kelebekler uçuşmamıştı hiç onu düşündüğüm, gördüğüm ve ona dokunduğum anlardaki gibi. Sever miydim acaba bu aşk yüreğime düşünce felaketim olacağını bilseydim? Sonumu hazırlar mıydım acaba vazgeçemeyecek kadar çok sevdiğimi fark etseydim? Gözlerim gözlerine değdi, ellerim ellerine ve aşk tüm varlığımı sardı sıcacık. Sonra yüksek egom ezildi altında, ilgi görmeye alışmış ruhum beklentilere kapıldı, gitmeli dedi içimden bir ses bak yapabiliyorsun araya zaman ve şehirler girince. Dinlememeliydi o sesi ama dinledi başımdan uçup gitmiş aklım. Bitirebilirim sandım daha öncekiler gibi, tarihimin derin yanılgısına kapıldım. Unutamadım onu, yaktığım gemilerle birlikte yandım sonunda. Yandım yaşarken, her anını bedenimde ve ruhumda hissederek.
Bilseydim kendimle savaşı bırakıp ona ait olabilitem olduğunu denemez miydim? Egosunun egomu ezmesine izin vermez miydim? Koşulsuz, şartsız, beklentisiz kapılmaz mıydım rüzgarına, her şeyden çok sevdiğimi itiraf etmez miydim kendime? Oysa şimdi sevmek için çok geç. Başladığı gibi saçma sapan bitti benim masalım, bu son çok mutsuz. Ben yine elime yüzüme bulaştırdım her şeyi, o çok sevdiğim, aşık olduğum adam artık bana ait değil. Üzgünüm çünkü ben bu hayatta hiçbir şeyi beceremedim, üzgünüm çünkü kendime yenildim…


Onlar Yanlış Biliyor
Puslu soğuk hava dökülen yapraklar
En sevdiğim mevsimdi sarı sonbahar
Artık değil
Kalbimde hüzün aynada üzgün yüzüm
Beni tanıyanlar buna birisi sebep diyor
Susuyorum

Yaptığım birçok şeyin hiçbir amacı yok
Fotoğraflar çekmecede anılarım direniyor
Arkadaşlar nefretle buna o sebep diyor
Bir ben gerçeği biliyorum ve gizlice ağlıyorum

Onlar yanlış biliyor kimsenin suçu değil bu
Onun suçu değil bu kader oyunu değil bu
Bu benim suçum

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Sevmek


Ekşi Sözlükten Alıntıdır:
Bir kere sevmiş ve terk edilmiş insan kırılmış kemik gibidir. Yeniden kaynar ve kaynadığında eskisinden daha sağlamdır. Bu yüzden de sevmeye açık olamaz eskisi gibi. Bazıları sadece bunun anılarıyla bile yaşar olur hatta.

Ve Benden:
Sevmek böyle can yakan bir şey olduğundan mı bu korkum? Eğer öyleyse ben sonsuza kadar aynı kişiyi sevmek istiyorum ki bir kez yansın böylesine canım…

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Üç Nokta


Mutluluk; sana her baktığımda içimde uçuşan kelebeklerin kanadındaydı uçtu gitti dün...
Kaybetmeden değerini anlayabilme yetisi isterdim. Kelebeklerim içimde ölürken tüm ağırlığıyla kasveti hissetmeden çok önce, en büyük şansımı ve mutluluğumu kaybetmeden çok çok daha önce…
Suçum büyük, cezam ondan da büyük, isyana bile hakkım yok üzgünüm dünya kadar…

14 Ağustos 2012 Salı

Olmasın Sonu Böyle


Önümüzdeki kaç ay böyle geçer bilmiyorum ama şu an çizdiğim portre şöyle:
Her aradığında geleceğim, sana olan zaafımı sonuna kadar kullanacaksın. Ben hayır diyemeyeceğim sende sıkılana kadar benimle olmak isteyeceksin. Sevgili değiliz hesap sorma hakkımız yok ama sen istediğin gibi telefonumu karıştırabileceksin, açığımı arayacaksın çünkü o zaman işte sen böyle birisin diyip kestirip atmak çok daha kolay olacak. O anı bekleyeceksin ama o hiç gelmeyecek çünkü ben senden başkasıyla olmayı düşünemeyeceğim bile. Sadece seni isteyeceğim her şeyinle, yanında olmak için her şeyden vazgeçebilecek kadar çok seveceğim seni. Giderek daha az arayacaksın beni. Ben seni özlediğim için sana geleceğim sen sadece bedenimi özleyeceksin. Sonra bir gün vazgeçeceksin artık hiç özlemediğini fark edeceksin, ben dayanamayıp arayacağım ama sen hayır işim var diyip geçiştireceksin beni. Başka dudaklara, tenlere dokunacaksın, ben hissedeceğim ama elimden bir şey gelmeyecek sadece derin bir acı saracak her yerimi. Uzaktan izleyeceğim beni gün ve gün unutuşunu. Yine de bir umut belki bir gün özlersin diye bekleyeceğim, her gün daha da azalacak umudum. Derin bir yalnızlık saracak her yerimi ama bu kez günübirlik aşklarla geçirmeyeceğim acımı. Çünkü biliyorum ki seni unutmak hiç kolay olmayacak aylar yıllar sonra bile ismini sayıklıyor olacağım. Her gece rüyamda özlemimi gidereceğim sana ama hiç geçmeyecek, hep pişman ve mutsuz olacağım. Geriye kalan birkaç arkadaşım olacak etrafımda, hep güleceğim onlara anlamayacaklar mutsuzluğumu geçti sanacaklar, eğleneceğiz birlikte sonra ben evime döneceğim, yalnızlığıma. Her gece gözyaşları eşliğinde dalacağım uykulara. Ve sen bir başkasını seveceksin bir gün hem de beni sevdiğinden daha çok, ama o seni hiçbir zaman benim sevdiğim kadar çok sevemeyecek. Adımdan başka her şeyimi unutacaksın ve mutlu olacaksın onunla. Ben seni unutmayı istemeyeceğim hiçbir zaman yeniden sevmesine izin vermeyeceğim kalbime, bir daha böylesine bir acıya katlanamayacağımı hep bileceğim. Bir kez ve sonsuza kadar çekeceğim bu acıyı, hep yeniden başlamamı bekleyecekler denemeyeceğim bile, ben hep yalnız ve mutsuz olacağım…

10 Ağustos 2012 Cuma

Yol Arkadaşım Yalnızlığım


Bazen bazı anlar yalnız hissettirir kendini, bazı şehirler daha da yalnız hissettirir. Sevemedim ben Eskişehir’i bilmem önyargılarımdan, bilmem buna o sebep, ama sevemedim ben bu şehri onu biliyorum. Ayaklarım geri geri gitti, kalmak istemedim ama yorgunluğu da göze alamadım, staj raporumu imzalatmak üzere Eskişehir’e geldim. Gelir gelmez anladım ki, Cio Çocuk hayatına çok güzel devam ederken, beni evden kovmasını fırsat bilip arkadaşlarını eve çağırmışken ben kendime bile sürgünüm. Aparta doğru yürürken gökyüzünün siyahına baktım, bir nefes aldım ve “Ne güzel demiş Can Dündar ‘Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan, Yollarla barışmalı, Yalnızlığa alışmalı’.” dedim kendi kendime. Gökyüzünün siyahında yapayalnız hissettim kendimi. Umarım bu son gelişimdir bu şehre, sabah raporumu imzalatıp arkama bakmadan kaçmak istiyorum ve sonra mezunum inşallah. Sanki mezun olunca her şey bitiyormuş gibi. Geride bir hayatım kalmış gibi, sanki hala umudum varmış gibi, her şeyimi kaybetmemişim gibi. Sevgili hayat; hiç umudum yok, gücüm yok, hayalim yok, beklentim yok neden yaşıyorum ki ben. Söyle hayat neden hala nefes almaya çalışıyorum inatla, bitecekmiş gibi zor aldığım nefeslerden sonuncusunu da versem gitsem ben artık. Yokmuşum gibi davrananlara inat gerçekten yok olsam, belki işte belki o zaman biraz olsun acıma duygusunu hak edebilirim. Belki insan olduğum hatırlanır, hata yapabileceğim, ama pişman olma ve utanma özelliğimi hala kaybetmediğim anlaşılır. Hatalarımla, günahlarımla, sevaplarımla sadece insandım, içimdeki karalık her yerimi kaplamamıştı henüz, iyi ve güzel olan her şeyden biraz barındırıyordum bende, sevmek gibi… Bir de yalnızlığıma eşlik eden artık imkansıza dönmüş aşkım gibi…

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Affet, Bugün Ölmek İstedim


Duydum ama işitmek istemedim her gün kendime tekrarladığım o iğrenç sözleri onun ağzından duymak istemedim. En büyük cezalandırma yöntemiydi, en küçülmüş insana bile edilmeyecek laflar. Can acısı katlanıyor, altında öyle eziliyorsun ki yok oluyorsun. Önce yürüdüm daha çok yürüdüm sonra duşa girdim uzun uzun yıkadım ruhumu ama duyduklarımın ağırlığı üstümden azalmadı bile. Başka yöntemim yoktu moral bozukluğuna o yüzden ben bugün ölmek istedim. Keşke, keşke azıcık cesaretim olsaydı bunu yapmaya hayatım boyunca 2. kez ölmeyi denedim, başaramadım. Yok oldum şimdi ben, tek ihtiyacım olan biraz cesaret…

7 Ağustos 2012 Salı

Hatalar ve Bedeller

Hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalamazdı ortaya çıkardı bu kez çıkmayacaktı belki de eğer ben itiraf etmeseydim. Dürüst olmasaydım bir yalanı yaşayacaktım ve ona da yaşatacaktım, üstelik kendime saygım da kalmayacaktı. Ben her zamanki gibi dürüst olmayı seçtim, bedeli ne olursa olsun ödemek üzere dürüst oldum. Biliyordum bedeli ağırdı, ama bu kadar canımın yanacağını düşünmemiştim. Açılırken aramızda mesafeler benim içimde kocaman yaralar açıldı. Keşke bir yolu olsaydı en büyük günahlarımızı unutmanın ve unutturmanın. Keşke hatırlamak istemediklerimiz sonsuza kadar bir kuyuda kalsa hiçbir zaman ortaya çıkmasa. Her hata yeryüzüne çıkıyor günün birinde ve birilerinin canı fena yanıyor. Çaresizce kıvranıyoruz ölüm gibi kaderi değiştiremiyoruz, başımıza ne gelirse razıyız. Umutsuzca sana kesilen cezayı ödemek öyle zor ki. Suçluysan kararı vereni suçlayamazsın ve en ağırıdır insanın kendini yargılaması. Dürüst olmak ilk kez bu denli canımı yakıyor. Keşke olmasaydı böyle, ne hata yapsaydım ne de bu bedeli ödeseydim, bende hiç istemezdim ki…

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Yağmur Bizim İçin


Herkes yatağını yadırgar ben yastığımı yadırgarım biliyor musun? Çok yüksekte de yatamam, çok alçakta da o yüzden hep aynı yastıkta yatarım. Dün gece yine yastığımı yadırgadım hem de kendi yastığımı. Artık BİZİM olmayan, SENİN evindeki yastıklara öyle alışmışım ki uyuyamadım dün gece. Uyursam geçer demiştim içimin acısı, seni tanımadan önce yaptığım gibi ağlaya ağlaya uyurum sanmıştım. En iyi uyuduğun yöntemi bulman gerek demiştin ya ben biliyorum aslında ama artık ondan vazgeçmiştim, ben geceleri hep müzik eşliğinde ağlayarak uyurdum. Yine denedim eski günlerdeki gibi ama yastığım battı bana, sarılıp yatmak için göğsünü aradım yoktu. Bomboş geldi küçücük yatağım. Çoktandır kalmıyoruz benim evimde ama en son kaldığımızda giydiğin tşört yatağımın üstünde sen kokuyor hala ona sarıldım son çare hava aydınlanırken ağlamaktan yorgun düşmüş bedenim dalabildi uykuya. İlk gece hep zor geçer dedim ama sabah da uyanmak istemedim. Çalan telefona kapadım kulağımı yeni ve umutsuz bir güne açmak istemedim gözlerimi. Dışarıda güneş var, benim içime bugün de yağmur yağıyor. Daha fazla direnemedim telefona cevap verdim, hiçbir şey anlatamasam da arkadaşım geldi ve ben ağladıkça o da ağladı.
Ev bomboştu yiyecek bir şeyler almam gerekiyordu midem ağrımaya başlamıştı yine, arkadaşımla birlikte markete gitmek üzere evden çıktığımız anda yağmur başladı. Ben ne zaman mutsuz olsam yağmurlar yağıyor bu şehre, Ankara benimle birlikte ağlıyor. Güneşe rağmen yağan yağmur damlaları ve gözlerimin şişliğini saklamak için taktığım güneş gözlüğünün arkasındaki gözyaşlarım...
Hani bugün biraz daha geçecekti acım, hiç azalmamış. Yine çok mutsuzum, yıllarca aradığım mutluluğu kaybettim ben dün gece, çok mutsuzum ve biliyorum 23 yıllık hayatımın 10 aylık mutlu döneminin ennnn mutlu olduğum zamanı olan 2,5 aylık dönemi bitti, bir daha hiç olmayacak. Ben yine çok mutsuz bir insan olacağım, çocukça bir öngörü değil bu tanıyorum kendimi, ben yine depresif ve mutsuz bir insanım…

5 Ağustos 2012 Pazar

Biterken En Güzel Hikayem


Biterken en güzel hikayem tutamadım, ellerim çoktan terk etmişti, aptalca ihanetler peşinde. Ama kalbim işte o dayanamadı bu gidişe, bu gece iki avuç dolusu kumla gömdüm kalbimi kimsenin bilmediği bir yere…

Duymadım hiçbir şey, bir tek şey kaldı aklımda “Olmuyor artık, seninle yapamıyorum.” Çok uzaklardan geldi ses “Gitmeni istiyorum.” Eşyalarımı nasıl topladım bilmiyorum. Bir sırt çantası ve iki poşet, doldurduğum anılar çok daha fazlası. Yol uzadı, yüküm ağırlaştı. Döndüğüm ev bomboş ve karanlık. Odama girdim, evine yeniden hoşgeldin dedim ve yığıldım. Hıçkıra hıçkıra ağladım tam bir saat, hiç durmadan her şeyimi boşalttım, gözlerim bile aktı gitti, bomboş kaldım ben bu gece. Filler tepişiyor yine göğsümde nefes alamıyorum, bu kez sokaklara atmak da istemiyorum kendimi çünkü artık dönecek evim yok, o yok artık. Bitti bu kadar zor bir kelime miydi yoksa ilk kez mi bu kadar derin anlamlı. Vücudumun her santimetrekaresi nasıl ağrıyor böylesine? Uyumak istiyorum ve uyanmamak. Yine o hiç umudumun olmadığı karanlık günlere uyanmak istemiyorum, istemiyorum depresyonlu hallerimi. Ama görüyorum olacakları. Yeniden hoşgeldin küçük kız umudunu kazanmak 1 yıl, kaybetmek 1 gün. Çok bile hayal kurdun sıra hayal kırıklıklarında, kocaman bir yalnızlık bekliyor seni ve kendini eve kapattığın günler. Yine aynalardan kaçacaksın, kendinden nefret edeceksin. Ne eski sen olacaksın ne de yeni biri, kaybolacaksın. Yine korkacaksın sevmekten, canının yanmasından. Ait olmamak için bir hayata direneceksin. Bağlanmayacaksın, sadakat duymayacaksın, tadımlık olacak her şey hayatında, boğulacaksın bu girdapta. Bu kez akıllandın oysa iğrenmemek için dokunduklarından, kaçacaksın erkekler familyasından ve sen zaten kızları da sevmezsin. Anlamazlar seni, anlatamazsın kendini. Yapayalnız kalacaksın. O hep korktuğun yalnızlık henüz 23’ünde bulacak seni. Bugün evsiz kaldın, yarın her şeyini kaybedeceksin...

Sustu bu gece karardı yine ay
Kaldı geriye cevapsız sorular
"Uyandığında onu ilk kim görecek?"
"Bıraktığım düşü kim büyütecek?"




4 Ağustos 2012 Cumartesi

Cennetinden Kovulmak


Olmuyor bazen, ne yaparsan yap olmuyor. Zaman diyorlar ilacı, bilmiyorlar zaman üstünü örtüyor ama unutturmuyor. Bazen en yakınlar bile sonsuza kavuşuyor, uçurum oluyor birkaç santim ulaşamıyor ellerin. Sevmek yetmiyor, borç kalmıyor ödüyorsun hataların bedelini. Çaresizlik ne acı, o çok sevdiğin insanın yoğun bakımdan çıkması için sabaha kadar dua etmekten başka elinden bir şey gelmemesi gibi. Dualar ve gözyaşları işe yaramıyor biliyorsun kader bildiğini okuyacak, ya istediğim gibi olmazsa? Bu fil gelir geçer mi göğsümden, alabilir miyim yeniden nefes?
Gözlerine her baktığında deli gibi çarpan kalbin ağrıyor hiç geçmeyecek gibi. İki hafta önce çektiğim, beni acillik eden o berbat mide ağrısından bile beter kalp ağrısı. Ülserden daha büyük bir yara kalpteki sebebi saklı yara. Zaman ilaç değil, geçmiyor, geçemiyor… Bazı yaralar hiç iyileşmiyor, sağ elimdeki yara izi gibi acısı ilk günkü gibi içinde saklı…
İçinde saklamak isteyecek kadar tutkuyla istesen de, hiç vazgeçemeyecek kadar aşık olsan da, onunla geçen her saniyenin mutluluğu dünyalara bedel olsa da olmayınca olmuyor. Celladından af dilemek gibi umutsuzca bekliyorsan başına gelecekleri, o istemiyorsa artık seni ve sende çaresizce sevmekten başka bir şey yapamıyorsan her şey boş. . Suçluysan ve her gün yüzüne çarpıyorsa günahın, yapamıyorum diyorsa seninle yapacak bir şey yok. Artık bu cennette sana yer yok. Git daha çok mutsuz etmeden…

Unutma ilk günahtı Adem ile Havva’yı cennetten kovduran.