tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Nisan 2012 Perşembe

Bloğum 1 Yaşında!



En sevdiğim aydı nisan… Yağmurlarını sevmiştim, bahar havasını sevmiştim belki nisanda doğduğumdandı ama 12 aydan en çok onu sevmiştim. Ta ki geçen yıla kadar. İlk kez bu kadar kötü şeyler hediye etti nisan bana, hiç istemediğim bir geçiş süreci yaşattı. Git geller, kendimle hesaplaşmalar, ağlama krizlerim ve tüm bunlarla bir başıma baş edişim... Kimseye anlatamadıklarım, içimde büyüyen dertler, nefes alamaz hala gelişim… İşte o yılın o ayı ben PukiDiki’ye dönüştüm. Uzun zamandır PukiDiki idim, yıllardır saçma sapan sitelere üye olurdum bu isimle ama ilk kez takma isimden öte tüm ruhumla ona dönüştüm, öyle aştım dertlerimi. Nisan kötü şeylerle birlikte bana bloğumu armağan etti, bir kuyunun dibine doğru yol alırken çekti aldı beni. 26 Nisan 2011, en karanlık günlerden birinde kafamda parlayan bir ampülle hemen şimdi bir blog açmalıyım dediğim ve iyi ki de yaptığım gün. Bugün bloğum 1 yaşında! Bir annenin çocuğunun ilk doğum gününü kutlaması gibi heyecan yaptım J Sevgili bloğum seni ben büyüttüm, mutluyken seninleydim üzgünken seninleydim bu bir yılda en büyük desteğim sendin. Bundan sonra da kolay kolay vazgeçmem senden bilesin. Belki ilk günler kadar sık yazmıyorum, eski yazı stoğumun çoğunu erittim ama olsun ne zaman karışsa içim ilk sana koşarım. Sensiz aşamam artık hiçbir şeyi ve yokluğunda boşuna geçmiş onca zaman bilesin. Hala umudum varsa, her şeye rağmen yaşayabiliyorsam, sıfırdan başlamaya cesaret edebiliyorsam, sahip olduğum her şeye şükrediyorsam bunda etkin büyüktür. Çünkü ne zaman canım acısa açıyorum seni okumaya başlıyorum ve diyorum ki “ Bak bunları sen yaşadın, hangisinin acısı hala içinde? Geçecek hepsi daha öncekiler gibi, sabret!” Sabrediyorum, yazdıkça eritiyorum dertlerimi, seni büyütüyorum en çok da ben büyüyorum. Beni yazmaya cesaretlendirdiğin için, canım her yandığında yazıp rahatlamamı sağladığın için teşekkürler. Keşke mutluluğumu paylaşmak için katılsaydın hayatıma ama böylesi de güzel inkar edemem.  Bugün 1 yaşındasın bloğum, iyi ki varsın iyi ki eşlik ediyorsun bana hayat yolunda…

25 Nisan 2012 Çarşamba

PukiDiki Kim?


Koç burcu kadını PukiDiki…
İnatçı, hırslı, bencil, lider ruhlu…
Hayatta yapacağım diyip de yapmadığı hiçbir şey yoktur, sonu cehennem bile olsa burnunun dikine gider. Anlık öfkeyle gemileri yakar, köprüleri yıkar. Uçlarda yaşar ya diptedir ya da zirvede; ya iyidir ya da kötü. İnsanları sever, eleştirmez, herkesi olduğu gibi kabul eder, ancak affeder ama asla unutmaz. Çok hızlı sever,  bir hata görmesiyle de bir anda saman alevi gibi söner aşkı. Sakin görünür ama hızlı yaşar. Elindeki güzel şeylerin tükenme hızıyla doğru orantılı olarak koşar. Hiç durmaz, durursa zaman kaçar nefesi kesilir sanır. Ruhunun karanlığında hapistir çoğu zaman. Ama asla vazgeçmez, çünkü o yapacağım demişse ne kadar zor olursa olsun eninde sonunda yapar. Zamanı geçmiş olsa da, çok büyük zararlar görecek olsa da bir kez karar vermişse mutlaka yapar. Hiç düşünmeden dünyayı yıkar başına. Kendini zaten önemsemez, her enkazdan çıkacağını çok iyi bilir de bencildir işte etrafındaki herkesi gömebilir o karanlığa.
Görünüşteki PukiDiki böyledir işte. Ama kimse bilmez içinde sakladığı kırılgan kız çocuğunu. Kimse kırmasın diye sakladığından en derinlerinde, kendi bile unuttu onu. Görünürde siyahdır ama içi alabildiğine gri, siyahla beyaz geçmiş iç içe. Kaya gibi sert görüntüsüne tezat yüzüne yerleştirdiği vazgeçilmez sıcacık gülümsemesi ile kandırır herkesi. Şeytan tüyü var galiba bende diyor ya işte en büyük sırrı içten gülümsemesinde. Karanlığında boğsa da kendini takar yüzüne gülümseyen maskesini, hala umut var der. Hala umut var mı onun için?





İnsanlar kaç renktir dedi bir dostum. Sonsuz dedim. Çeşit çeşit insan var, beyaz, siyah, gri değil grinin bile tonları var...
                                                                                                                              PukiDiki          

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 Nisan


İçimdeki çocuk, saklanıyor musun yoksa gittin mi bilmiyorum ama hala oralardaysan bayramın kutlu olsun ve her yeni güne ait umudun olsun…

“Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.”     
                                                                            
                                                                                             Mustafa Kemal ATATÜRK

                                                               

18 Nisan 2012 Çarşamba

Topuklu Ayakkabılarım



Bazı erkeklere göre seksi bazılarına göre iğrenç olan topuklu ayakkabıların hastası oldum son zamanlarda. Bu aralar o kadar çok aldım ki herkesten saklayıp tek tek çıkartıyorum ortaya sanki eskiymiş gibi çaktırmıyorumJ. Nereden çıktı bu hastalık derseniz mezun olmaya yaklaşıyorum resmi hayata merhaba deme zamanları yaklaşıyor. Okulda da o kadar çok proje yapıyoruz ki sunumlara çıkarken o günlük öyle giyinmek bana garip geliyordu, ondandır bende genel halime yansıttım, daha şık giyinmeye çalışıyorum. İşin bir de şu boyutu var ki CanDost hariç bütün arkadaşlarım benden kısa olmasına rağmen giyip benimle aynı boyda oluyordu yetti artık dedim bende en rahatından topuklu ayakkabılar almaya başladım. Şimdi kızıyorlar zaten uzunsunuz siz niye topuklu giyiyorsunuz diye ama bunu hak ettiler benceJ. Birçok sebep bir araya geldi ve ben taktım işte topuklu ayakkabılara ama işin asıl ilginç olan kısmı fark ettim ki insanların acayip dikkatini çekiyor bu meretlerin çıkardığı ses. Okulda, caddede, sokakta insanların dönüp baktığını fark ediyorum bazı bazı. Geçenlerde apartman görevlisi tam kapıyı açıyor bende eve doğru ilerliyorum dönüp dönüp bakıyor ama hava kararmış yüzümü seçemiyor bir türlü belli, kapıya kadar geldim ve dedi ki “Ben de kim diye bakıyordum, topuk sesiniz çok dikkat çekiyor.” Gariptir ama utandım ne diyeceğimi bilemedim. Bu adamın bazen dedikleri bir ilginç oluyor zaten ne tepki vermelisin, bilemiyorsun J. Sonra başka bir gün akşamüstü, hava karanlığa gömülürken, hafif çiseleyen yağmur altında, her zaman geldiğimin tersi yönden upuzun sokağı yürüyorum. Biraz ağırlık var üstümde, uzun zamandır dinlenmeden her yere, her şeye koşmaktan kaynaklı yorgunluğumla eve doğru yol alıyorum. Ayağımda yine topuklu ayakkabılarım, ritmik bir sesle şaşırtıcı bir şekilde bomboş olan sokağımızı boydan boya yürüyorum. Yorgunum fakat dik yürüyorum, topuklu ayakkabıların öyle bir özelliği var dik duruyorsun. Hayata rağmen dik durabiliyorsun işte belki de en çok bu yüzden seviyorum, kendine güvenmediğin o anda bile öyle kendinden emin görünüyorsun ki bu izlenimi vermek için her şeyi yaparım. Hafif bir yağmur yıkarken yüzümü sadece topuk seslerim yankılanıyor sokakta ve benim hoşuma gidiyor: Uzun, yalnız bir sokak, topuk sesleri ve güçlü bir kadın…

12 Nisan 2012 Perşembe

Seni Sevmek


Hani çok değer verirsin bir şeye öyle güzeldir ki kaybetmekten korkarsın, kaybedersen yaşayamazsın gibi gelir. Öyle seversin ki sanki bugüne kadar hep aradığın şeyi bulmuşsun gibi yitirmek en büyük korkun olur. İşte böyle kimseyi inandıramayacağım kadar değerli, kendi nazarımın bile değmesinden korktuğum bir şey…

Bazen içime alıp saklamak isterim seni…
Bazen şefkatimde sıkıca sarıp boğmak isterim seni…
Bazen bakışlarımdan anla isterim kocaman sevgimi…
Bazen dünyaya sırtımızı dönelim yalnız biz kalalım isterim…
Bazen sonunu düşünmeden peşine takılıp kaderin gitmek isterim senle birlikte, çok uzaklara…
Çok şey isterim bir sen bir ben, iki kişilik koca bir dünya. Ama söyleyemem çekinirim.
Korkarım kelimeler yitirirse seni. Büyü bozulursa hadi? Ya gördüğüm her şey bir serapsa?

Beni tanıyan kimse inanmaz, öncekiler gibi sanır, gelip geçici… Bu kez gelsin ve hiç gitmesin diye dualar ettiğime kimse inanmaz. Gözler göremez verdiğim değeri. Kaybetmekten ne denli korktuğumu bilemezler. Öyle bambaşka bir şey seni sevmek… Göze gelmekten, sana söylemekten bile korkar içimdeki çocuk…

                                                                                                                                          Eylül, 2011

10 Nisan 2012 Salı

Asosyallik


Bu kendini eve kapatma işi hiç hoşuma gitmemeye başladı, öyle sıkılıyorum ki… Hava da soğuk, çıkıp yürüyemiyorum da okuldan eve, evden okula. Hani görüyorsun dışarıda bir hayat akıyor eskiden ucundan kıyısından takılırdım. İnanın öyle sürekli gezen biri de değildim, üniversiteye başladığımdan beri genel olarak çoğu zaman sevgilim vardı zaten. Bir de öyle bir şansım vardır ki arkadaşlarımın bile dalga geçtiği, yakınları uzak yaparım ben. Kim giriyorsa hayatıma bir bakıyoruz ki şehir değiştirmesi gerekiyor bir sebepten. Çok alışkınım yani uzun mesafe ilişkisine, ama şöyle sevgilimle birlikte gezemedikten sonra neye yarar ki? En mutlu anında yanında yok, en kötü anında yok. Üniversite hayatımın çoğu böyle heba oldu resmen, asosyal geçirdim yahu. Hadi dersler yoğunken fark edilmiyor da böyle dönem başlarında stresim henüz başlamamışken, tam kafa dağıtılacak zamanda eve kapanmak ne kötü. Sinemaya bile gitmiyorum düşünün yani. Eskiden kızlar gecesi yapardık 5 kız atardık kendimizi dışarıya o da bitti. Bazıları koptu, bazısı okulu bitirdi telaşede, bazıları da sevgili yaptı bizi unuttu. (Benim de sevgilim var evet ama şu an burada değil, sonuçta ben dahil değilim buna J)
İnsanın gezmeye ihtiyacı oluyor yani böyle. Zaten öyle dağıtınca eğlenen insanlar değiliz, hanım hanımcık eğlenirdik biz, özledim o günleri. Neyseki sabırlı bir insanım Cio Çocuğu bekliyorum, bir gelsin benimle sosyal hayata karışacak yoksa ben bu kadar asosyal patlayabilirim J
                                                                                                                                      9.02.2012



P.s: Yazdım çizdim henüz olmadığına karar verdim, eskilerden bari bir şey koyayım dedim. Aslında sosyal değilim bu aralar en azından kız kıza takılmalardayız birkaç haftadır J

2 Nisan 2012 Pazartesi

1 Nisan Şakası Ben!



İşte bu da pastam, en sevdiğim frambuazlı J



Bugün yani 1 Nisan benim doğum günüm, evet klişe tepkileri duyuyorum “Şaka gibisin!” Bir ömür bu sözleri duydum evet artık doğum günümü söylerken ben ekleyeceğim sonuna o derece. Bugün bu dünyada 23 yılı devirmiş bulunmaktayım ve ben yaşlılık psikolojisine mi girdim nedir duygusala bağladım. Telefonla kutlayan sevgili aile bireylerim ve arkadaşlarım, yanımda olan dostlarım ve askerde de olsa beni telefonla yalnız bırakmayan sevgilim kısacası canlarım bugün beni çok mutlu etti.
Yalnız şanssız bir insan olduğumu yine kanıtladım hiç yaş pastadan kıl çıkar mı çıksa da doğum günü çocuğunun tabağından çıkar mı? Titizlendiğimden olsa gerek her zaman bulur beni böyle şeyler ama alıştım, bu da günün komikliği oldu tam bir 1 Nisan şakası J
Daha önce beğendiğim kutudan almış dostlarım içine sürpriz yumurta koymuşlar, oyuncaklar yerine de herkesten bir not çıktı karşıma. Gelemeyen arkadaşlarım bile yazmışlar fazlasıyla duygulandım. Sert görüşümün altında çok sıcak olduğumu bile okudum şaşırdım doğrusu, çünkü ben eskisi kadar soğuk ve sert görünmemek için yırtınıyorum. Eskiden biraz asosyaldim, insanlar bana yaklaşmaya çekinirdi, ters görünürdüm, bunu fark ettiğimden beri mutsuz da olsam yüzümde gülücükler açıyor ama demekki hala bunu hissettiremediklerim varmış. Bu durum bana eski ben ve yeni ben arasındaki farkları yazma fikrini verdi ama ona başka bir yazı ayıracağım. Cio çocukumun hediyesini de  almış bulunmaktayım ama onu anlatmam hatta diğer hediyeleri de anlatmadım J Bugün benim doğum günüm, evet kocaman sürprizler olmadı bana ama beklentilerini öldürmüş bir insan için her şey sürprizdir ve ben mutluyum J
En sevdiğim nisan ayım da gelmiş daha ne olsun, nisan yağmurları yıkasın bizi eski masumiyetimizi versin ve tertemiz olalım yeniden. Mumları söndürürken de bunu diledim. Hayırlı bir evlat ve iyi bir insan olmayı, günahlarımızdan arınmayı ve son olarak da mutlu huzurlu bir ömür yaşamayı diledim.
Teşekkür iletimi sizlerle paylaşarak güne noktayı koymak istiyorum.
“Sahip olduğum en büyük servetim canım ailem, günümü özel kılan sevgili dostlarım iyi ki varsınız. Hayatıma kattığınız anlam için hepinize tek tek teşekkür ederim. Ayrıca şu an hayatımda olan, olmayan; hayatımın herhangi bir evresinde yer almış, hayatıma dokunuşuyla bir şeyler katmış, beni bugünkü ben yapan herkese teşekkürler, büyüyorum sizinle J