tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Mart 2012 Salı

Söz Vermiştim Kendime


Şimdi balkona çıkıp bir sigara yakmak ve çocukluğumun koşturduğu o sokağı izlemek vardı. Ruhumun ve bedenimin çoktan kaçtığı evimi özledim…



Kendimi artık oraya ait hissedemesem de evimi özledim ben. Çocukluğumu özledim, hayallerimi özledim, masumiyetimi özledim, her şey güzel olacak inancımı özledim. Geçmişe dair her ne varsa özledim işte. Bir gece vakti düşünce aklıma ailem, evim, çocukluğum ve en güzeli o sıcaklık… 17 yaşındaydım ergenlik bunalımlarım yetmezmiş gibi herkes bizi bunaltırken kendime bir söz vermiştim ben. Doğduğum şehirden gidecektim, bir daha hiç geri dönmeyecektim, sadece aileme kısa ziyaretlerde bulunacaktım ve onlar da beni ziyaret edecekti. Ama ben o şehre hapsolmayacaktım hayatımızın her yerine müdahale eden akrabalarımdan uzakta bir hayat kuracaktım çünkü tahammül edemiyordum bizim mutlu çekirdek ailemizi sorunlara boğmalarına. Annemin ve babamın hayatı onlar olmasa daha güzel olurdu ama sevgili çekirdek ailem uzak duramıyordu ya, seçimini orada kalmaktan yana yapıyordu ya ben girmeyecektim o girdaba. Uzak ve mutlu olacaktım, kendi çekirdek ailemi kuracaktım, kendi çocuklarıma yaşadıklarımı yaşatmayacaktım ve herkese arkamı dönüp sırf onlar için çok bencil olacaktım. Bir gençlik hayaliymiş insan ailesine sırtını dönemez ki, onlar o girdapta boğulurken göz yumamaz ki. Geniş aileden kaçmak istiyordum ya annem ve babam nasıl annesini, babasını, kardeşlerini bırakamıyorsa benim de olacağım oymuş bende bırakamam ki annemi, babamı, kardeşlerimi. Şimdi onları çok daha iyi anlıyorum. Gençlik hayaliydi yalanmış, ne kadar gitmesem de göz görmese gönül katlanır desem de aklımı doğduğum şehirde onlarla birlikte bıraktım. Yarımım ben bu hayatta aklım orada bedenim sürgünde…
Bıraktığın gibi kalmıyor hiçbir şey orada her şey eskisinden de beter ne yazıkki. Her gidiş dönüşümde biraz daha bırakıyorum aklımı orada. Mahvettiler dediğim çocukluğumu bile özlüyorum her gelen gün daha kötüsünü getirdikçe. Dönmemek üzere çıktığım bu yolda hiçbir yere ait olamadan bin parçaya böldüğüm aklım, ruhum savruluyoruz bir yerlere. Söz vermiştim kendime ama bu gece vakti o balkonda sigaramın dumanını üflemek istiyorum çocukluğumun oyunlar oynadığı o sokağa. Ne geçmişe ne geleceğe ait olabildiğim bu karanlığın içinde, yok oluyorum ben kendimi sürgün ettiğim bu yerde…


p.s: Karamsar takılmıyorum aslında alıştım ve kabullendim hayatımı, benimkisinin de böyle olması gerekiyor demek ki şikayet etmek manasız. Ama iş yazmaya gelince niyeyse elimden sadece böylesi çıkıyor bu aralar, üzgünüm bir süre böyle idare edeceğiz L

4 yorum:

  1. İnsan en çok çocukluğunu ve doğduğu, yıllarca yaşamını sürdürdüğü şehri özlüyor zaten.

    Dertliysek, bugünümüz bizi mutlu edemiyorsa, çaresizsek kafamızı hep çocukluğumuza çeviriyoruz. Çünkü en çok o zamanlar masumduk.
    Masumiyeti özlüyoruz. Çocukluk arkadaşlarımızı, oyunlarımızı oynadığımız sokağımızı...

    Gözlerimin önünden birçok anım geçer bazen.
    Sanki onları yaşayan ben değilmişim gibi gelir.
    Sonra çocukluk aşkımı düşünürüm, sanki onu tanıyan, onu seven ben değilmişim gibi.
    İki farklı insan yetiştiriyoruz, kazandırıyoruz hayata. Biri masumiyeti temsil ederken, bir diğeri yalnızlığı, özlemleri biriktiriyor.

    Unutmalı yine de insan diyorum. Unutulmuyor.
    Unutulmayacak çünkü. Ben, hiçbir zaman isyan edip de "Buralardan gideceğim" diyemedim, ya da dediğim anlarda da yapmaya cesaret edemedim.
    Ailemle olmak istedim hep, onların kanatlarının altında; masumiyetimi, çocuk saflığımı yine onların yanında kazanmaya çalışır gibi...
    Akrabalara gelince, bazıları akraba değil; "Akbaba" diyorum ben.

    Her şeyiniz olsun, canınız ciğeriniz olurlar.
    Kaybetmeye görün, arkanızı döndüğünüzde ilk onlar kaçarlar.

    Umarım hep mutlu olursunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Masumiyeti ve yalnızlığı temsil eden iki insan... Bu hoşuma gitti. Yalnızlaşıyoruz büyüdükçe, masumiyetse içinde bir kara leke ile büyüyor. Hiç bir şey aynı kalmıyor. Özlediğimiz çocukluk değil belki de o hissettirdiği saf duygular.
      Herkes kendi seçimini yapar bu hayatta, ben orada kalıp masumiyetimin çocukluğumla birlikte uzaklaştığını görmektense gitmeyi tercih ettim. Böylelikle hala orada, doğduğum şehirde yaşadıklarına inanacaktım. İyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum ama seçtiğim hayattan pişman olmadım, benim derdim seçmeden önüme konulup da kabul etmeden uzaklaştıklarımla. Çünkü en sevdiklerimi bile feda etmeme neden oldular.
      Umarım hepimiz bu hayatta çok mutlu oluruz...

      Sil
  2. Bende benzer şeyler hissediyorum.Benimkisi çocuklukta değil üstelik.Uzaklık zaten mecburi eskiden sık sık gidiyordum eve ailemin yanına artık bunu azaltmaya karar verdim.Her tatilde soluğumu orda almayacağım.Kızgın ve kırgınım sanırım.Evet aileden önemli bir şey yok hayatta.Onlara bir şey olmasına dayanamam vs.Ama yetişkinlik evresi bunu mu gerektiriyor bilmiyorum.Ayrı yaşamlar yaşamaya başlayınca o ev artık senin evin olmaktan çıkmış bunu anlıyorsun ve bu acı veriyor.Çocukluk o sayfalarda kalıyor.Artık büyüdük bunu kabullenmek gerekiyor sanırım.Bazende sen kabullensende ailen için veya geniş ailen için hala o çocuksun.Ve ağır geliyor bazen çocukken kaldırabildiğin şu an çekemediğin şeyler.Onları kırmaktansa uzakta kalmayı seçmeye başlıyorsun.Evet benimde ailemin seçimi geniş aileye olan yakınlıklar vs ben kaldıramıyorum onlarada uzak durun diyemeyeceğime göre ben uzak durmayı seçtim.Bu zamana kadar yapmadığım için daha kötüsü oldu.Son kararım bu oldu.Umarım sende senin için ve ailen için en uygun olanı yaşarsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte belki de sorun bu gitmeyi ben istemiştim ama geri döndüğüm yer aynı yer olmuyor bir türlü. Öyle uzaklaşmışım ki ait hissedemiyorum kendimi, eskiden daha katlanılabilirdi sanki belki tahammülüm bitti belki de daha da beter oldular... Özlüyorum ama eskiyi artık benim çocukluğum gezmiyor o evde ve yabancılaştığımı görmek daha çok can yakıyor. Göz görmezse gönül katlanır diyor, sanki umursamamam mümkünmüş gibi kendimi kandırıp gidiyorum.

      Sil

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?