tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Mart 2012 Salı

Martının Kanadı

İşte benim martılarım…

Geçen pazar çarşı iznine, sevgilimi ziyarete gittim. Gece 2:30’ta otobüse bindim sabah Kadıköy’de buluştuk ve 17:30’da da tekrar otobüse bindim. Yani oldukça yorucu bir gündü benim için. Zaten cumadan itibaren bir koşuşturmaca içinde geçmişti geçen haftasonum, yazmaya bile yeni fırsat buluyorum. (Resmen 10 gün sonra J) Sanki benim gelişime özel İstanbul öyle sıcaktı ki o gün, ben otobüse bindikten sonra tekrar kapanmış hava biliyorum bana özeldi işte J Ne yaptık, nereleri gezdik bunu anlatacak değilim sadece hayatımda ilk kez martılara simit attım onu söylemek istiyorum. Bu kadar zevkli bir şey olduğunu bilmezdim, nasıl kapışıyordu öyle martıcıklar küçücük simit parçalarını.
Gizlice gittiğimden kimselere gösteremediğim fotoğraflara bakıyorum da şimdi, ben bir martının kanadında yaşamak istiyorum bu hayatı. Öyle özgürce kanat çırpmak istiyorum, savaşmak istiyorum yaşayabilmek için ve korkmadan dalmak istiyorum denizin buz gibi suyuna. Solmuş mavilikler üzerinde bembeyaz olmak istiyorum, uzaklaşmak istiyorum karadan bir martı gibi. Nereye çekersen oraya gidecekmiş gibi sallantıda hissettiğim ruhumu özgür bırakmak istiyorum sonsuz gibi görünen denizlere. Çok yoruldum bu aralar Sayın Dinleyenler, nedenini ben bile bilmiyorum. Hesaplaşmalara girdikçe iç dünyamın derinliklerinde kayboluyorum. Kendimi tanımaya çalışıyorum, aynalarda labirent oluyor benliğim. Sahi ben kimim? Ben artık tanıyamıyorum, ama biliyorum ben bir martı olmak istiyorum, onun kanadından atılmak istiyorum bu dünyaya…

2 yorum:

  1. Aslında haklısın..Bir kuş gibi özgür olabilmek güzel olurdu..Hayat için savaşmaktan başka bir şey yapmıyoruz ki :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savaştığımız kesin ama martıların savaşı sanki biraz daha masum :) Kuş gibi özgür olmak güzel bir şey olsa gerek...

      Sil

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?