tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

3 Mart 2012 Cumartesi

Kafamdaki Sorular Kesiyorken Nefesimi


Kendimi bildim bileli hep depresif bir insandım ne yazık ki babam tarafından gelen genlerimde var, bardağın boş tarafını görenlerdeniz biz. Bu aralar yine o ruh halime döndüm, sanki hayatımdaki hiçbir şey tam olarak istediğim gibi değil. Belki de ben çok şey istiyorum bilmiyorum.
Dün akşam kendimi Bahçeli sokaklarına vurdum, amaçsızca yürümeyeli öyle uzun zaman olmuş ki. Alışkanlığımdır moralim bozukken ya sokak sokak yürürüm Ipod’um ile ya da evden çıkacak durumda değilsem banyoya kapatırım kendimi ağlaya ağlaya ılık bir duş alırım. Dün evde yalnızdım akşama kadar ve tercihimi sokaklardan yana kullandım, gerçekten çok zaman olmuştu özlemişim o içimdeki kasvetin yürüdükçe dağılmasını. Soğuğu yiyerek yüzüme bir kahve iki de sigara tükettim eve geldiğimde fark ettim 1 saat 15 dakika yürümüşüm ve gerçekten soğuk hava Ankara’da. Sigarayı sadece çok keyifli olduğunda ve çok morali bozukken içen bir insanım o derece kötüyüm yani bu aralar. Sebebini bende çözemiyorum, sürekli soruyorum kendime. İç huzurumu nasıl bulabilirim, neden böyleyim, nasıl bir insanım, nereden geldim nereye gidiyorum, değişiyorum her gün bir parça daha ama iyiye mi kötüye mi gidiyorum, değiştirebilir miyim kötü olan her şeyi? Ya da kendimi üzdüğüm gibi etrafımdakileri de mi yıpratıyorum, kimseyi üzmeden yaşamanın bir yolu var mı, kendi kendimi huzursuz eden bunalıma iten ben miyim, herkes mutlu bir ben mi mutsuzum? Sorularım labirent oluyor kafamda içinden çıkamıyorum. Oysa birkaç ay önce ne güzeldi hayat hiç olmadığım kadar mutluydum, bu kez doğru insan, doğru yer ve zaman diyordum şimdi neden korkuyorum yarından, neden geri geldi aptal depresyonum, niye kaset sürekli başa sarıyor ve ben bir adım bile ilerleyemiyorum?
Dün yürüdüm dağıttım kafamdakileri bugün iyiyim peki yarın? Biliyorum geri gelecek düşüncelerim, tıpkı bitmek bilmeyen kar gibi tam eridi sonunda derken geri dönecek. Ben böyle yaşadım 23 yıl, sanmam ki bu saatten sonra değişsin, kendime alıştım da etrafımdakilere bu işkenceyi yapmak işte o en çok beni üzen. Özür dilerim bütün sevdiklerimden böylesine karamsarlığa boğduğum için sizi…


Abim Ağır Roman filminin kasetini aldığından beri hayatımda yeri olan şarkı ‘’ Bir Vurgun Bu Sevda’’





Hayatımın bir çok anında dinlediğim, her dinlediğimde beni ağlamaklı yapan ya da ağlatan ve gece yolculuklarımın vazgeçilmezi…

Nefessiz zordayım, zamansız bir mekanda, çıkmaz bir yoldayım, amansız isyanda…

4 yorum:

  1. Sebepler farklı olsada depresyonun hissettirdikleri hep aynı.Atlatman dileğiyle.Bende çabalıyorum bakalım.Her ne kadar hafta sonu oturmuş eve kapansamda daha iyiye gidiyorum gibi sanki.Evi toplamam lazım bir de:S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah işte ya uykuya vuruyorsun kendini ya da uykusuzluğa, ben genelde uykusuz gecelerde sorguluyorum kendimi. Her işi bırakıp öylece oturuyorsun seni bekleyen projeler, sınavlar, ödevler yokmuş gibi :( Neyseki dertleşmek için arkadaşımı davet ettim de bu akşam için mecburen evi temizledim biraz önce :)

      Sil
  2. Bende az çok aynı durumdayım..Duşa girip ılık suda ağlayıp rahatlamaya çalışırım..Ya da kitap okurum kendimden uzaklaşmak için..Uyumakta iyi geliyor ama uyandığında yarım kalan acılarına devam ediyorsun ya pff

    Şarkı için teşekkürler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap okuyabiliyorsan ne güzel kafam dağılmadan kitaba veremiyorum ne yazıkki kendimi. Uykularım da kaçıyor genelde yorgun düşüp uyumayı başarıyorum bende, uyanınca tabiki her şey aynı :(

      Sil

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?