tasarım

tasarım

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Mayıs 2011 Cumartesi

İhanet

Ayrılığı kelimelere dökmek zordur, en çok bunu yaparken zorlandım belki de...
Geçen yıl üç buçuk yılımı geçirdiğim sevgilimle sayısız ayrılık konuşmalarından birini daha yapıyordum. Bu kez her seferkinden farklıydı, bu kez cidden ayrılıyorduk ve gerçekten hiç kolay değildi üç buçuk yılın hesaplaşmasını beş dakikada yapmak. Bir elimde pencereme bıraktığı çiçeklerin sonuncusu, kendi eliyle vermek istediği, bir elim onun ellerinde son kez bırakmaya çalışırken aklım, kalbim, ruhum hepsi birbiriyle çelişiyordu. Zor olsa da bıraktım elini son kez baktım gözlerine ve son bir öpücükle gitti ‘’ Madem öyle istiyorsun hoşça kal…’’ 1 ay sonra bir gece ani bir kararla otobüse atladım ve İstanbul’a gittim onun yanına, ağlaya ağlaya tekrar dedik ama olmadı, çünkü onsuz geçen sürede küçük flörtüm olmuştu ve bunları her gün başıma kakarak beni ağlatıp intikam alma çabasındaydı. 1 ay bile dayanamadım telefonda öylesine bir konuşmayla bitti çünkü son ayrılık konuşmamızdan sonra bir kez daha o kadar duygusallığı kaldıramazdık. Sonra yalnız birkaç ay ve yaraları sarmaya çalışan ben vardım, Eşekkafalım nasıldı nerdeydi haberim yoktu.  Onu görmemek için doğduğum şehre çok az giderek geçirdim bütün yazı öyle sürüklenerek ailevi ve kişisel problemlerle dolu 3 ay geçti.
Bir kez daha sevmeyi denedim bu kez farklı olur sandım, yeni bir ilişkiye başladım, 6 ay başlangıçta rüya gibi son zamanları kabusa dönerek geçti. Kabuslar yavaş yavaş başlarken bir gün hiç beklemediğim bir anda geçmiş beni çağırdı. Uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşımı aradım. Birkaç saçma cümle kurduk ikimizde şaşkındık o kadar zamandan sonra yaptığımız bu konuşmaya. Ne diyeceğimi bilemez bir halde kapattım telefonu anlamıyordum içimde kocaman bir sıkıntı vardı. İşte o anda aklıma o geldi, eski sevgilim, Eşekkafalım, bir anda ağlamaya başladım başkasını seviyor biliyorum beni sevdiği kadar çok seviyor, deli gibi ağladım o gün ertesi günkü finalime çalışmayı bıraktım ve ağladım. Oysa hakkım yoktu ben başkasıylaydım ve onun da başkasını sevmeye hakkı vardı. Ama işte mantığı yoktur sevmenin.
Yarıyıl tatilim iki gün sonraydı zaten gittim, dayanamadım onu aradım ve görüştük. Yine karşı koyamadım çekimine aramızda öyle güzel bir bağ vardı ki ne yaparsam yapayım kopmuyordu. Ben onun en imkansız anda kapının arkasında olduğunu bile hissedecek kadar ruhunu hissediyordum. Şebo’nun  ‘’ Sevgilim ve dostum babam, oğlum arkadaşım, aşkım her şeyimdin sen.’’ sözlerini hep ona gönderirdim zaten ben. Bizim ilişkimiz öyle bir ilişkiydi, eski aşkımdan eser kalmamıştı ama bir parçam ona aitti sanki onsuz tam olamıyordum. Ne senle ne de sensiz…
Fakat onu aramam yanlıştı koca bir yanlışa sürüklenerek yeni ilişkimi de mahvettim. Şimdi ihanetin bedeli bir ayrılık konuşması daha yapmam gerekiyordu. Kaçtım 2 ay boyunca sadece telefonda yaptım bu konuşmayı ama sonunda dün akşam bu konuşmayı yapmam gerekti, bunu borçluydum 6 ayıma. Zor oldu her zamanki gibi zor… Yine son bir bakış hoşça kal diyip indim arabadan gene arkamda şangırtıyla kırılan sesler duydum dönüp bakamadım bile.
Sen kimseyi sevemezsin derler bana, çabuk karar veriyor, olmayınca bozuyorsun derler.  Bir yazımda  bahsettiğim gibi ben terk edilmekten korkarım bu yüzden hep terk ederim. En çok da dürüst olmadığım zaman. Çünkü bence ihanet başkasına edilenden çok kendine edilendir. En çok kendine ihanet edersin aldığın kararlara, girdiğin dönülmez yollara, kalbine… Belki sevmeyi beceremedim belki de benim sevme tarzım farklıydı ama olmadı işte yapamadım küçük flörtler, dayanamadığım geçmişten gelen çekimler küçük ihanetler; mahvetmemek için çekip gittiğim hayatlar… Dürüstçe söyleyemediğim her şey vicdanıma saplanmış bir ok gibi duruyor ve ben nefesimin kesildiği o anlarda gitmekten fazlasını yapamıyorum, elimden daha fazlası gelmiyor. Bütün dünyayı kandırabilirim ama kendimi asla… Biliyorum ben kötü biriyim kalpler kıran sonra da çekip giden biriyim ama kalsam daha çok kırardım bunu da biliyorum. Varsın adım kötü olsun istediklerini desinler arkamdan ama ben sadece insanım hatalarımla, günahlarımla... Bir zamanlar msn iletimde yazdığım gibi ‘’Hataları ben yaptım, bedelleri ben ödedim kime ne!’’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Fikrini söylersen yeni bir şey öğrenirim,
Küçük bir bağ kurarız hiç tanışmadan,
Farklı birinin hisleri hakkında bilgi sahibi oluruz,
Hiçbir şey olmazsa biri yazdıklarımı okudu diye mutlu oluruz,
Ya da en kötü ne olabilir ki içinden geçeni söylersen?